
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Bugün vakıflara sahip çıkıyoruz. 10 yıl içerisinde 3 bin 500 civarında vakıf eserini yeniden ayağa kaldırdık" dedi.
Arınç, açılışını gerçekleştirdiği Sarı Kadı Medresesi'nde Ankara Düşünce ve Araştırma Merkezi (ADAM) tarafından düzenlenen "Vakıf Medeniyeti" konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı.
ADAM'ın böyle prestijli bir yere sahip olmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Arınç, merkezin son yıllarda dikkati çeken faaliyetlerde bulunduğunu söyledi.
" Türkiye'de vakıf dendiği zaman bunlara nezaret eden, bunlarla ilgili tüm faaliyetleri yürüten, eskiden evkaf denilen şimdi Vakıflar Genel Müdürlüğü ismi ile bilinen, ta cumhuriyet dönemlerinde onun öncesinden en güçlü kuruluşu var. Pek çok ülkede özellikle İslam coğrafyasında evkaf ayrıca bir bakanlıktır" diyen Arınç, Türkiye'nin vakıf bakımından çok zengin olduğunu dile getirdi.
Arınç, şöyle konuştu:
"Tarihimize baktığımızda bunun inancımızdan kaynaklandığını görüyoruz. Özellikle İslam inancı, ayet-i kerimelerden, Peygamberimizin örnek aldığımız hayatından süzülen bir inançla eğer hali vakti yerindeyse bütün Müslümanlar ellerindeki bir takım imkanları, yani bir bahçesi, arsası, gelir getiren bir gayri menkulü varsa, sadece Allah rızasını gözeterek, insanlara faydalı olmak için mallarını bağışlamışlar. Daha doğrusu vakfetmişler. Bu bin yılı geçkin bir süredir devam ediyor. Hatta en eski vakıf diye 1048'de ilk vakfın kurulduğuna dair elimizde kayıtlar var. Demek ki İslam inancı, defterin açık kalması ve sadaka dediğimiz sevapların insanı öbür tarafta da ahiret hayatında da takip etmesini istiyor. Çünkü bundan ne kadar çok insan istifade ederse bu hayırlı işe ne kadar çok insan teşekkür ederse Allah o kadar çok razı oluyor. Her vakfın bir vakfiyesi, vakıf senedi var...O vakfiyede insanlar, neyi amaçladıklarını açıkça gösterirler, yönetim biçimini ortaya koyarlar, gelir getirecek imkanları da tek tek sayarlar. Bu vakfiyenin şartını kendisi değiştirebilir. Ancak kendisinden sonra gelenlerin değiştirmesi mümkün değil. Vakfın şartı değiştirilemez."
-"Kim ki bir vakfın şartını bozarsa, o helak olur"-
Vakfiyelerde bir dua kısmı bir de beddua kısmı bulunduğunu da anlatan Arınç,
"Dua kısmı 'bu vakıf devam ettikçe ve devam etmesi için şunlar, şunlar yapılmalıdır onları yapanlardan Allah razı olsun' şeklindedir. Ama kim bu vakfın şartlarını bozarsa, hayırdan geri kalırsa, vakfiyeye aykırı hareket ederse ona da beddua vardır. Bizim Vakıflar Genel Müdürlüğü'nde de hemen hemen her yerde ikisini yan yana koyarız ve biz her zaman duaya nail olmak isteriz, bedduadan da kaçarız" dedi.
Arınç, "kim ki bir vakfın şartını bozarsa, o helak olur" anlamında anlatılan çok sayıda kıssa ve hikmetin olduğunu söyledi.
Eğitime, sağlığa, kültüre yönelik vakıflar kurulduğunu anlatan Arınç, tarihte kadınların da vakıflar kurduğunu kaydetti.
Arınç, bin 500'den fazla kadının vakıf kurduğunu bildiklerini ifade ederek, bu vakıflardan örnekler verdi.
Vakıf kavramının sonradan genişlediğini belirten Arınç, farklı inanç mensuplarının da vakıf kurduklarını anlattı.
"Bugün Hristiyanların da Musevilerin de kurduğu vakıflar var. Süryani, Keldani gibi vakıflar var, hem de Türkiye'de" diyen Arınç, bunlara cemaat vakıfları dendiğini söyledi. Arınç, bu vakıfları, kendi vakıflarından ayırmadıklarını bildirdi.
-Moris Şinasi Hastanesi-
Manisa'da çocukluğundan bu yana Moris Şinasi adında bir çocuk hastanesi bulunduğunu, kendisinin de çocuklarının da bu hastaneye gittiğini belirten Arınç, her yıl ABD'den bu hastanenin ihtiyaçları için bir vakıftan para geldiğini söyledi.
Azınlıklar ve cemaat vakıfları temsilcileriyle bir iftar yemeğinde bu konuyla ilgili konuştuklarını anımsatan Arınç, Moris Şinasi Hastanesi'nin nasıl kurulduğunu anlattı.
1900'lü yıllara yakın bir zamanda Manisa'da yaşayan Moşe Eşkenazi isimli aileyi ve hastanenin kuruluşuna dair hikayeyi anlatan Arınç, bu ailenin torunlarını tespit ettiklerini bildirdi.
Arınç, "Bu hastaneye gelen para miktarı zaman zaman kısıntıya uğramıştı, şimdi biz sahip çıktık artarak gelmeye devam ediyor ve biz Moris Şinasi adına bir kitabeyi de Manhattan'daki bir malikanenin bahçesine şükran kitabesi olarak koyacağız" dedi.
Arınç, hastanenin kuruluşuna dair hikayeyi sinemaya aktaracaklarını da ifade etti.
Türkiye'de bugün 150'ye yakın cemaat vakfı bulunduğunu bildiren Arınç, bunların kendilerine ait gayri menkulleri olduğunu söyledi.
Binlerce yeni vakıf kurulduğunu, bunların temsilcisinin de Vakıflar Genel Müdürlüğü olduğunu dile getiren Arınç, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün kayıtlı tüm vakıf eserlerinin bakımını ve restorasyonunu yaparak gelecek nesillere, bir dünya mirası olarak götürmeye çalıştığını kaydetti.
"1-2 milyonluk bütçeyle idare ediliyordu"-
Geçmiş dönemlerde müdürlüğün elindeki imkanlarının çok kıt olduğunu bildiren Arınç, şöyle konuştu:
"1-2 milyonluk bütçe ile idare ediliyordu. Üstelik bizim bütçemiz özel bütçe. Yani kendi imkanlarımız neyse o kadar yatırım yapabiliyoruz. Son 10 yıl içerisinde vakıfları yönetenler, bakanlarımız, genel müdürlerimiz, devrim çapında önemli adımlar attı. Yeni Vakıflar Kanunu'nu çıkardık. Birkaç maddesi birkaç defa değişti ama 2008'den bu yana yeni Vakıflar Kanunu ile biz vakıf eserlerini nasıl ayağa kaldırabileceğimizi tekrar tekrar düşündük. İki önemli adım attık. Her birine bizim para bulmamız mümkün değil."
Arınç, vakıf eserleri için "Restore et kirala" sistemini hayata geçirdiklerini ve bunun fazlasıyla rağbet gördüğünü ifade etti.
Akar getiren vakıf eserleri bulunduğunu da anlatan Arınç, bu tür yerler için de "Yap-İşlet-Devret" modelini uyguladıklarını kaydetti.
Antalya'da çok sayıda vakıf eseri bulunduğunu bildiren Arınç, şimdi en çok gelirin bu ilden gelmeye başladığını söyledi.
Arınç, "Yani bizim vakıf medeniyeti diye anılan medeniyetimiz, eskiden İslam medeniyetinin, büyük muhteşem medeniyetimizin bir ismidir" dedi.
"İlginç Vakıflar" diye bir kitapları bulunduğunu hatırlatan Arınç, bu kitapta yer alan "yolculara yardım etmek", "esirleri azad etmek", "mektep çocuklarının gezdirilmeleri" için kurulan ilginç vakıflardan örnekler verdi.
Arınç, "Bugün vakıflara sahip çıkıyoruz. 10 yıl içerisinde 3 bin 500 civarında vakıf eserini yeniden ayağa kaldırdık. En büyüklerinden en küçüklerine kadar. Süleymaniye Camii'ni yeniden restore edebilmek için 21 milyon lira harcadık. Sultan Ahmet bunlardan birisidir, Fatih Camii bunlardan birisidir..." dedi.
Binlerce vakfa sahip olan Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün bugüne kadar bir üniversitesi olmadığını anımsatan Arınç, Fatih Sultan Mehmet Üniversitesi ve Bezmialem Üniversitesi'ni kurduklarını kaydetti.
ADAM Başkanı Prof. Dr. Mehmet Bulut da faaliyetleri hakkında bilgiler verdi.
Bulut, günün anısına Arınç'a plaket de takdim etti.
Muhabir: Barış Gündoğan
Yayıncı: Erdem Gültekin - ANKARA
Son Dakika › Güncel › 'Vakıf Medeniyeti' Konferansı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.