
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan:
*"İnternet, zamanla çok ciddi sorunları da beraberinde getirdi. Amacı dışında kullanıldığı zaman maalesef bunu çok acı bir şekilde görüyoruz."
*"Tıpkı diğer medyada olduğu gibi internette de sansürü, kısıtlamayı biz kabul etmiyoruz. Ama otosansür, otokontrol noktasında internetin de artık kendisini daha sıkı denetlemesi gerektiğine inanıyoruz. "
*"Gençlerin ölümünün bu ülkenin değişmez kaderi olmadığına inanıyoruz. Mili birlik kardeşlik projesine kimse farklı kılıf uydurmasın."
*"Milli birlik ve kardeşlik süreci askıya alındı diyenlere hayır ne hız kesti ne bitti. "
*"Açıkça söylüyorum musalla taşındaki şehit sadece dualar bekler fatiha bekler. Musalla taşındaki şehit slogan beklemez. Bu siyasi istismardan başka hiç bir şey değildir."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, internet medyasının temsilcileriyle Haliç Kongre Merkezi'nde "Demokratik Açılım" konusunda görüş alışverişinde bulunmak üzere bir araya geldi. Toplantıda konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Milli birlik ve kardeşlik projesi demokratik açılım ile ilgili bir dizi toplantının bugün dördüncüsünü spor dünyası temsilcilerimizle, federasyon başkanlarımızla spor camiasının kanaat önderleri ile yaptığını belirtti. İnternet'in kullanım alanının arttığından bahseden Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1994 yılında sadece 10 bin internet sayfasının olduğunu, bugün ise dünya genelinde 234 milyon web sayfası olduğunu, dünya genelinde internet kullanımının 1.7 milyar kişi olduğunun tahmin edildiğini söyleyerek, elektronik posta sayısındaki artışa dikkat çekti. Başbakan Erdoğan, " Türkiye'de 6 buçuk milyon civarında bir nüfus internet abonesi. İnternet kullanıcıları nüfusumuzun yüzde 33'ü olduğu tahmin ediliyor. Özelikle genç nüfus interneti fazla kullanıyor. Dünyanın internet kullanımıyla birlikte iyice küresel bir köye dönüştüğünü kaydeden Başbakan Erdoğan, "Dünya genelinde 1.7 milyar kişi internet kullanıyor. Dünya nüfusunun 6 buçuk milyarı; nüfusun 7 milyara yaklaştığı düşünülürse, halen çok büyük bir kesiminin internete hiç tıklamadığı görülecektir. Son küresel ekonomik kriz bu eşitsizliği görmemize neden oldu. Kuzey ile güneyin, doğu ile batının aynı yeryüzünde fakat farklı koşullarda yaşadığı bir dünyada bu gibi krizler her zamana yaşanacaktır. Tedbir alınmadığı zaman bedeli bugünkünden çok daha ağır olacaktır. Başta G-20 Zirvesi olmak üzere her platformda buna dikkat çekiyoruz." diye konuştu.
"İNTERNETTE NİYET ÖNEMLİ"
İnternet'in kullanımına da değinen Başbakan Erdoğan, "İnternet, zamanla çok ciddi sorunları da beraberinde getirdi. Amacı dışında kullanıldığı zaman maalesef bunu çok acı bir şekilde görüyoruz. Kötü niyetli kullanıldığı zaman yani bir bıçak var bir de neşter. Neşter ile hayat kurtarıyorsunuz. Her ikisi de kesici, biriyle ekmek kesiyorsunuz. Bu arada niyet çok önemli. Neşterle hayat kurtarmak. Öbür tarafta bıçakla insanı öldürmek. Gereğinden fazla kullanıldığında ekonomik sosyal psikolojik sorunlara yol açıyor. Bu noktada önlemleri şimdiden almalıyız. İnternet'in bir canavar olmaktan çıkararak son derece yararlı hale getirmeliyiz. Bu noktada hepimiz sorumluyuz." şeklinde konuştu.
"İNTERNETTE DE SANSÜRÜ, KISITLAMAYI BİZ KABUL ETMİYORUZ"
İnternetteki sansür konusuna değinen Başbakan Erdoğan şöyle konuştu: "Tıpkı diğer medyada olduğu gibi internette de sansürü kısıtlamayı biz kabul etmiyoruz. Ama otosansür, otokontrol noktasında internetin de artık kendisini daha sıkı denetlemesi gerektiğine inanıyoruz. İnternet medyası artık Türkiye'de çok ciddi ve büyük bir sektör haline geldi. İnternet yaygınlaştıkça insanları zaman fakiri yapıyor. Derslerine çalışmayan kapısını kilitleyen bir nesil..."
"ESAS OLAN OTOKONTROL, OTOSANSÜRDÜR"
Başbakan Erdoğan konuşmasına şöyle devam etti: "Türkiye'de kısa bir sürede İnternet medyasında önemli değişiklikler kat edildiğini belirten Başbakan Erdoğan, "Ancak rekabet ve hız noktasında sınırların zorlandığını, ciddi hatalar yapıldığını da üzülerek görüyoruz. Telif noktasında özel hayatın mahremiyeti, çocukların korunması, haklar ve kişisel özgürlükler noktasında kimiz zaman istenmeyen sonuçlar ortaya çıkıyor. Hükümet olarak bu sorunları ortadan kaldırmaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Esas olan otokontrol, otosansürdür. İnternet medyasının bu noktada çok daha hassas olmasını ben sizlerden rica ediyorum. Hepimiz aynı gemi içindeyiz aynı istikamete doğru yol alıyoruz. Kimsenin tahrikine gelmememiz gerekiyor. Bu kapsamda toplumun farklı kesimleri istişareler yapıyor aydınlık yarınlara doğru yol alalım istiyoruz. Bugüne kadar uyarıları dikkate alınmayanları tek tek dinliyor politikamıza ışık tutması için çalışıyoruz. İnternet medyasının milli birlik ve kardeşlik sürecinde çok kilit bir rol oynayacağına yürekten inanıyorum. Bu ülkede yıllardır bazı şeyler konuşulmadı, bazı sorunlar görülmedi görülemedi. Görülse bile güçlü bir irade ile gidilemedi. Sorunları görmemekle görmemezden gelmek hasır altı etmek, o sorunları ortadan kaldırmıyor. Yıllardır bu görmezlik politikası, 3 Kasım 2002 seçimlerinde iflasını ilan etti."
"TERÖR BU ÜLKENİN KADERİ DEĞİL"
Terör konusunda ise Başbakan Erdoğan, terörün Türkiye'nin kaderi olmadığını dile getirerek, "Bu ülkede görüyoruz gençler ölüyor, anneler ağlıyor, ocaklar sönüyor. Türkiye'nin bu sorunları aşarak geleceğe çok daha sağlama yürümesi lazım. Terör bu ülkenin kaderi değil. Gençlerin ölümünün bu ülkenin değişmez kaderi olmadığına inanıyoruz. Mili birlik kardeşlik projesine kimse farklı kılıf uydurmasın. Efendim ne Kürt açılımı şuydu buydu vs. Bunların hepsi denilmiştir. Doğrudur. biz yola çıkarken programımıza ister adına güneydoğu, doğu Kürt sorunu deyin. Önemli olan zarf değil, önemli olan mazruf. İçeriğinde ne var ona bakın. Bu sürecin adı milli birlik kardeşlik projesi olmalı bu sürecin adı da demokratik açılım olmalıdır. Bu projenin içinde ne var? Bunun içinde terör sorunu var. Bu olay başlı başına bir Kürt sorunu değildir. Sorunlardan bir tanesi Kürt sorunudur. Bunun içinde sadece benim Kürt kökenli vatandaşımın sorunu yok ki. Benim Boşnak, Roman kardeşimin Kürt'ün, Laz'ın hepsinin sorunu var. Hepsiyle çeşitli çalıştaylar yaptık yapıyoruz. Ülkemizde dini grupların sorunları var." diye konuştu.
"ÜLKEMİN YÜZDE 99'U MÜSLÜMAN"
Başbakan Erdoğan "Ülkemin yüzde 99'u Müslüman. Diğeri Hıristiyan, Musevi onlarla bir araya geldik. Onlarla görüşmeler yaptık. Mezhepsel olarak farklılıklar var. Bunun için alevi çalıştayı yaptık ve sonuç noktasına geldik. Ülkemizde bunun yanında azınlık sorunu var. Efendim ne kadar azınlık var ki. Eğer siz bir ülkeyi yönetiyorsanız o ülkedeki azınlığın oranı hiç bir zaman sorun haline gelmez. Sayısı ne olursa olsun o insanlar sana emanettir. Onların sorunlarıyla ilgileneceksin tek tek çözeceksin. Bunlar bizim görevimizdir buna mecburuz. Türkiye Cumhuriyeti devleti olarak tarihten devraldığımız değerle bize zaten bu yükümlülüğü yüklüyor. Biz başkalarının baktığı gibi insana bakanlardan olamayız. Biz ayrımcılığın bu ülkenin hayrına olmadığını düşünüyoruz." diye söyledi.
"TÜRKİYE ARTIK EMEK YOĞUN ÇALIŞAN BİRE ÜLKE DEĞİL"
Ekonomik krize ve işsizlik konusuna da değinen Başbakan Erdoğan," Ülkenin ekonomik sorunu da var. İşsizlik sorunu var. 10.3 ile biz devir aldık. Uluslararası bu küresel finans krizinde 14.4'e kadar yükseldi. Ama şimdi inişteyiz. Geçen yıl aynı ayda bu rakam 16.7'di. Daha da iyi olacağız. 2010'nun ilk çeyreğinin rakamlarıdır. Mayıs Haziran Temmuz oranları geldiği zaman göreceksiniz. İşsizlik daha farklı olacaktır. Geriye gidecektir. Bunu neye dayanarak söylüyorum bizde işsizlik mevsimseldir. Mevsimsel olmasının nedeni de hizmet sektöründe belli zamanlardaki artışıdır. Türkiye artık emek yoğun çalışan bire ülke değil. Türkiye artık emek yoğun çalışmaktan teknolojik yoğun çalışmaya geçen bir ülkedir. Bunu tekstil, tarım sektörüne baktığınız zaman görürsünüz. Tarım sektöründe kullanılan traktör, biçer döverlere bakın. Çünkü vatandaşım artık traktörünü alabilir hale geldi. Ziraat Bankası'nın verdiği kredilerle. Biz göreve geldiğimiz zaman yüzde 59 faizle kredi alabiliyordu. Ama şimdi yüzde 13. Bunu görmek isteyenler var. Önemli değil. At denize balık bilmezse halik bilir diyoruz. Yolumuza devam ediyoruz. İşsizlikte de bu mücadelemiz bu şekilde devam ediyor." ifadelerine yer verdi.
"TERÖR BU ÜLKENİN KADERİ DEĞİL"
Demokratik açılıma dair konuşmasını sürdüren Başbakan Erdoğan şu şekilde konuştu: "Milli birlik ve kardeşlik süreci askıya alındı diyenlere hayır ne hız kesti ne bitti. Açıkça söyleyeyim yanılıyorlar. ve Türkiye'de nelerin nasıl değiştiğini görmüyorlar. Bu sürece karşı çıkanlara kendi şahsı çıkarlarını istismar zeminlerini kaybetme kaygısı ile karşı çıkıyorlar. Terör eylemleri ile süreci provoke edenler çözümü istemedikleri sorundan beslendikleri için kanlı saldırılarını da arttırıyorlar. Buna teslim olursak yarın çocuklarımızın yüzüne bakamayız. Bugün artık yeni bir gündür. Bu yeni günde sorunlara kulağımızı tıkayarak sırtımızı dönerek, gözümüzü yumarak yol alamayız. Sorun var. Bu ülkede gençler ölüyor analar ağlıyor. Ocaklar sönüyor. Ülkenin kaynakları heba ediliyor. Terör bu ülkenin kaderi değil. Gençlerin ölümü bu ülkenin değişmez kaderi olmadığına inandık. Biz ayrımcılığın bu ülkenin kaderi olmadığına inandık. ve etnik grupların inanç gruplarının ekonomik sorunların bu ülkeyi aydınlık ve güçlü bir geleceğe taşıyamayacağına inandık bu nedenle çalışmalarımıza devam ediyoruz. Tüm engellemelere rağmen provokasyonlara rağmen, bu süreç ilerliyor. Bugüne kadar silah satışı yaparak, uyuşturucu satışı yaparak, taşeronluk yaparak kazanç sağlayanlar bu süreci engellemenin peşindeler. Şehit cenazelerini annelerin göz yaşlarını istismar ederek, siyaset sahnesinde ayakta kalmaya çalışanlar bu sürecin karşısındalar..."
"MUSALLA TAŞINDAKİ ŞEHİT SLOGAN BEKLEMEZ"
Terör olaylarına ve şehit cenazelerine de değinen Başbakan Erdoğan konuşmasına şu şekilde son verdi: "Açıkça söylüyorum musalla taşındaki şehit sadece dualar bekler fatiha bekler. Musalla taşındaki şehit slogan beklemez. Bu siyasi istismardan başka hiç bir şey değildir. Bizim değerlerimizde bunun yeri budur. Türkiye'nin gelişmesine engel olmak isteyenler, bu sürece muhaliftir. Terör örgütü hiç bir zaman benim Kürt kardeşlerimin sözcüsü olamadı olamaz. Terör örgütü, Türkiye'nin kardeşliğini, birliğini...hedef alanların tetikçisidir, taşeronudur ve artık gizlenemez bir hale geldi. Terör örgütünün barış adına herhangi bir adım atması söz konusu olamaz. Varlık nedenini terör örgütüne bağlayanlar, borçlu olanlar bunu da samimi olarak istismar ediyorlar. Barış, barış, barış demekle kusura bakmayın barış olmuyor. Bal bal demekle de ağız tatlanmaz. Üzerine düşeni yapacaksın bu ne demek oluyor balı yiyeceksin. Bunların barış derken öbür taraftan şehitlerimizin bayrağa sarılı tabutları geliyor. Ondan sonra kullanılan ifadeler hiç bir zaman barış sürecine hizmet etmez. Biz terör meselesini minimize etmek, Alevi kardeşlerimizin Roman kardeşlerimizin, azınlıkların sorunlarını çözmek, başta işsizlik sorunlarını çözmek noktasında son derece samimiyiz. Siz olmazsanız, siz bu sürece katkı vermezseniz bu süreç eksik kalır. Haberlerinizde, videolarınızda görüntülerinizde bu ülkenin her türlü hassasiyetini gözetmenizi sizlerden özellikle rica ediyorum. Özelikle ırkçılık, ayrımcılık, inançlara saygı konusunda otokontrol mekanizmalarını daha fazla çalıştırmanızı sizlerden rica ediyorum. Haberlerde yapılan yorumlarda sınırların aşıldığını kutuplaşmaların körüklendiğini üzülerek görüyoruz. Unutmayınız ki kişinin özgürlüğü bir başkansının özgürlük sınırında biter. Dünyanın hiç bir yerinde sınırsız özgürlük yoktur."
Ceren KARASU - Hakime TORUN - Tahsin LALE/ İSTANBUL/ DHA
Son Dakika › Güncel › Erdoğan: İnternette Niyet Önemli - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.