
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Türkiye'de bir çok yasağın kalktığını belirterek, "Herkes düşüncesini rahatlıkla konuşur halde. Böyle bir ülkede silaha, şiddete ve teröre sarılmak asla kabul edilemez. Hiçbir meşruiyeti yoktur. Onun için bununla mücadele edeceğiz. Fikrini düşüncesini şiddetten uzak bir şekilde ifade etmek isteyenlere bu ülke her zaman müsaade edecektir. Nitekim müsaade ediliyor da. Ama kim şiddete, kim silaha sarılırsa ona da kesinlikle müsaade edilmeyecektir. Onunla da sonuna kadar mücadele edilecektir" dedi.
Gül, Kastamonu Valisi Erdoğan Bektaş'ın onuruna verdiği yemeğe katıldı. Şahhane Salonu'nda verilen yemeğe gelişinde Gül, şehit ve gazi ailelerinin bulunduğu masaya giderek bir süre sohbet etti.
Yemekte konuşan Gül, salonun büyük olmasından dolayı herkesle tokalaşamadığını, Kastamonulu şehit aileleri ve gazilerle herkes adına selamlaştığını dile getirdi.
Kastamonu'yu milletvekili olduğu yıllarda gezdiğini anımsatan Gül, o günkü hatıralarını "Biliyorsunuz, ben Kayseriliyim. Orta Anadolu. Orta Anadolu'da bir kaç ağaç görsek bir suyun başında, 'amma yeşilmiş' deriz. Daha sonra öğrencilik yıllarımda Kayseri'den İstanbul'a otobüsle giderken İstanbul'a yaklaşınca Kızılcahamam taraflarına 'Ne ormanlık' derdik. Sonra yurt dışına gittiğimde esas ormanın ne olduğunu yurt dışında gördüm ve çok hayıflanırdım. 'Bizim memleketimiz niye böyle değil' diye. Ama ne zaman siyasete katıldım, milletvekili oldum, o zaman beni ilk defa Kastamonu, Zonguldak, buraya gönderdiler Meclis'ten. O zaman gelince doğrusu Türkiye'nin zenginliğini, güzelliğini ilk defa Kastamonu'da, bu çevrede gördüm. Memleketimizin ne kadar çeşitli,ne kadar yeşil, ne kadar zengin olduğunu o günlerde gördüm" cümleleriyle salondakilerle paylaştı.
Kastamonu'nun "Evliyalar şehri" olduğunu, çok büyük ilim adamları, mücahitler yetiştirdiğini söyleyen Gül, Kurtuluş Savaşı'nı, İnebolu üzerinden en iyi destekleyen şehir olduğunun altını çizdi. Çanakkale Savaşı'nda da Kastamonu'nun en çok şehit veren illerin başında geldiğine işaret ederek,
"Dolayısıyla tarihi böyle köklü olan, kültürü köklü olan ve kimliği, varlığı çok bilinen böyle bir şehrimizi cumhurbaşkanı olarak ziyaret ediyor olmaktan gerçekten büyük gurur ve memnuniyet duyuyorum" dedi.
-"Anadolu kendisine geliyor"-
Gül, gün boyu Kastamonuluların gösterdiği sevgi ve muhabbet için teşekkür ederek, şehri gezdiğini ve çok değişmiş, gelişmiş, modernleşmiş gördüğünü belirterek, şunları söyledi:
"Bugün Anadolu'da çok büyük bir hareket, büyük bir dinamizm var. Türkiye'nin her tarafında var bu durum. Cumhurbaşkanı olarak nereye gidersem bu heyecanı görüyorum. Bunu Kars'a gittiğimde de Edirne'ye gittiğimde de görüyorum. Anadolu'nun her tarafında görüyorum. Anadolu kendisine geliyor. Bütün Türkiye tekrar kendisine geliyor. Tekrar Türkiye, bütün şehirlerimizle birlikte ayağa kalkıyor. En büyük değişikliklerden birisi bütün Anadolu şehirleri birbirine bağlanıyor. Eskiden yol dediğimizde sadece belli yollar olurdu. Ama Anadolu şehirleri birbirine bağlanmazdı. Gidiş gelişler çok zordu. Şimdi çok gelişen karayolları, yollar bütün bunlar bütün şehirlerimizi bağladığı gibi, büyük metropoller İstanbul, Ankara'ya otobanlarla bağlıyor."
Havaalanlarının da illere yayıldığını ve Kastamonu Havaalanı'nın pisti ve kulesinin bittiği bilgisini veren Gül, "Bütün bunlar şehirlerimizi çok değiştiriyor. Kastamonu nasıl değişiyorsa Türkiye'nin bütün şehirleri de çok değişiyor. Zenginlik kendini göstermeye başlıyor. Tabii ki sıkıntılar, problemler var. Bunların hiçbirini görmezlikten gelme, tamamen toz pembe gibi çizme adetim yok. Ama Türkiye'deki gelişmeyi, kalkınmayı ve bunu bütün illerimizde gördüğümü, bu gerçeği de herkesle paylaşmam gerekir ki, hepimiz çok daha büyük bir özgüven içinde olalım. Çok daha moralimiz güçlü olsun" diye konuştu.
-"Kötü manzarayı üzülerek anlatıyorum"-
İnsanların artık çevrelerinde neler olup bittiğini bildiğine, dünyadaki gelişmelerin televizyonlardan günlük takip edilebildiğine işaret eden Gül, sözlerine şöyle devam etti:
" Yunanistan, Fransa nasıl- Portekiz'de neler oluyor- Bütün bunları hep görüyoruz. Komşumuzda, Suriye'de neler oluyor- İran nasıl, nelerle uğraşıyor- Irak'ta neler oluyor- Bütün bunları biliyoruz. Dolayısıyla ister batımıza bakalım, Avrupa'ya bakalım ki, neredeyse bütünleşmiş vaziyette. Gümrük Birliği içindeyiz, biliyorsunuz. Gümrükler sıfır. Almanlar bize istediğini satar, biz de onlara satacak haldeyiz. Bu kadar artık beraberiz. Ortadoğu'nun zaten bir parçasıyız.
Şöyle bir baktığımızda Avrupa'nın ne büyük sıkıntılarla karşı karşıya olduğunu görüyorsunuz. Ne büyük ekonomik sıkıntılar çektiğini, işsizliğin bazı ülkelerde yüzde 25'e kadar ulaştığını düşünebiliyor musunuz- Nüfusun yüzde 25'i işsiz.
Avrupa ülkelerinden bahsediyorum. Bunlar en zengin ülkeler. Buralardan bahsediyorum. Bu ülkelerin borçlarına baktığınızda nasıl ödeyeceklerini tamamen şaşırmış vaziyetteler. Büyük bir umutsuzluk var. Bu bir, iki, üç değil. Avrupa'nın neredeyse yarısı böyle. Büyüme diye bir şey yok. Ekonominin büyümesi söz konusu değil. Bu bir yıl için de değil. Bu bir kaç yıldır böyle olduğu gibi önümüzde de belli ki bir kaç yıl daha devam edecek. Böyle olmasını hiç istemeyiz. Çünkü buralarda işler kötü olursa bizim işlerimizi de etkileyebiliyor. Çünkü bizim ihracatımızı da engelliyor. Buradan satacağınız mallar da ona göre hazırlanıyor. Dolayısıyla bu kötü manzarayı anlatırken sevinerek değil, üzülerek anlatıyorum ama sadece dikkatinizi çekiyorum."
Cumhurbaşkanı Gül, Suriye'nin durumunun ortada olduğuna vurgu yaparak,
"Allah hiçbir ülkenin başına vermesin. Bir ülke kendi kendini nasıl tüketir bunu görüyoruz. Suriye'nin uçakları kendi şehirlerini bombalıyor. Kendi kültürel zenginliklerini yok ediyor. Kendi insanını öldürüyor. Kendi helikopterlerini, kendi tanklarını da Suriyeliler vuruyor. Gerçekten üzücü bir manzara. Böyle bir ülkede bırakın ekonomiyi, milyonlarca insan ülkesini terk ediyor. Gördüğünüz gibi 100 binin üzerinde, 150 bine yakın Suriyeli de Türkiye'ye sığınmış vaziyette" dedi.
Türkiye'nin komşu ülkelerle kardeş olduğunun altını çizen Gül, kiminin ambargolar, kiminin sıkıntılar altında çok büyük sorunlarla karşı karşıya olduklarını belirtti. Böyle bir manzara karşısında Türkiye'nin son yıllarda yaptığı hamleler, büyük ekonomik başarıları, ekonominin büyümesi ve istikrara kavuşmasının ve enflasyon gibi bir gerçeğin unutulmuş olmasının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarafından iyi anlaşılması gerektiğine inandığını söyleyen Gül, "Bunun yeteri kadar doğrusu takdir edilmediğini görüyorum. Yine size söylüyorum. Problemlerimiz tabi ki var. Bunları asla yok farz etmiyorum. Bunların şüphesiz ki başında terörle mücadele geliyor" dedi.
-Türkiye'nin terör meselesi-
Gül, Türkiye'nin 30 yıldır terör meselesiyle uğraştığının altını çizerek, şunları söyledi:
"Çok şükür memleketimiz sadece ekonomik olarak gelişmedi. Demokratik standartları, hukuk standartları, hak ve hukuk açısından kişilerin özgürlüğü açısından da standartlarımız çok yükseldi. Şöyle bir bakarsanız, 10-20 sene önce tabu olarak bilinen, konuşmaya korkulan hatta 'acaba bunu serbestleştirirsek Türkiye elden gider mi-' diye korktuğumuz bir çok konu, üniversitelerde yaşanan olaylar... Bütün bunlar tabuydu. Bugün bunların hepsi hayatımızın normal bir parçası. Bir çok yasak bu ülkeden kalkmış vaziyette. Herkes düşüncesini rahatlıkla konuşur halde. Böyle bir ülkede silaha sarılmak, şiddete sarılmak, teröre sarılmak asla kabul edilemez. Hiçbir meşruiyeti yoktur. Onun için bununla mücadele edeceğiz.
Fikrini, düşüncesini şiddetten uzak bir şekilde ifade etmek isteyenlere bu ülke her zaman müsaade edecektir. Nitekim müsaade ediliyor da. Ama kim şiddete, silaha sarılırsa ona da kesinlikle müsaade edilmeyecektir. Onunla da sonuna kadar mücadele edilecektir. Bu mücadelede maalesef şehitler veriyoruz, gazilerimiz oluyor. Onları bir kez daha rahmetle anıyorum. Değerli ailelerine, her şehrimizde olduğu gibi Kastamonu'da da değerli ailelerin hepsine şükranlarımızı sunuyoruz."
Gül, salonda bulunanlara "Nerede, hangi mahallede, beldede, köyde, şehirde bir şehit ailesi varsa onu baş tacı edeceksiniz. Onlara şükranlarınızı çok açık bir şekilde göstereceksiniz. Hiçbir şekilde onlar kendilerini garip hissetmeyecekler. Bu hepimiz için büyük bir vicdan borcu olduğu gibi aynı zamanda da bizim namus, şeref borcumuzdur. Çünkü en değerli varlıklarını, çocuklarını bu ülke için feda etmiş insanlardır" diye seslendi.
-Kastamonu'nun tarihi evleri-
Gül, Kastamonu'da hiçbir yerde bulunmayan tarihi evler, binalar, konaklar olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Bazıları harabe gibi duruyor olsa bile bütün şirinliğini muhafaza ediyor. Şehrin bu kimliğini korumak gerekir. İmarı buna göre geliştirmek gerekir. Bu şehrin geleceğinin çok daha parlak olması, şehre tekrar göçün dönmesi ve şehrin nüfusunun tekrar büyümesi, şehri güzelleştirmekten geçiyor. Güzelleştirmek de beton yığınlarıyla şehri doldurmaktan değil, şimdi düşünebiliyor musunuz, atalarımız bu güzel konakları yapmışlar. Bu güzel evleri yapmışlar. Hatta 1900'lü yılların başında, 1902'de bu vali konağını, vilayet konağını yapmışlar. Onun hemen yanında rektörlük binasını yapmışlar. Onun hemen karşısındaki güzel binaları yapmışlar. Belediyenin eski binasını yapmışlar. Bütün bunlar devlet binaları, kamu binaları. Ne zaman yapılmış- Daha Cumhuriyeti kurmadan önce yapmışız. Osmanlı döneminde yapmışız. Zor dönemlerde yapmışız. Hepsini şöyle seyrettiğinizde ne kadar şirin, ne kadar kimlikli, ne kadar asaletli. Bunları kaybetmemek lazım. Başka şehirlerde yok bu tip. Başka şehirlerde bir tane bulabilirsiniz, iki tane bulabilirsiniz bu binalardan. Kastamonu'da gerçekten yan yana şöyle bir meydana baktığınızda birden bire on tane sayabilirsiniz. Ayrıca bir de herkesin büyük ailelerin gelmiş geçmiş, yaptıkları özel evler... Bütün bunları yeni nesillere taşımak, yenilerini yaparken yeni ihtiyaçları karşılayacak şekilde yapmak. Bu şehri güzelleştirecek ve bu şehrin geleceğini kazandıracaktır."
Büyük binalar yapılırken şehrin nüfusunun 400 bin civarında olduğu bilgisini veren Gül, o zaman Kastamonu'nun çok büyük bir vilayet olduğunu ve çevresinin de buraya bağlı olduğunu söyledi. Şehrin 30-40-50-100 yıl sonra nüfusu tahmin edilerek büyük kamu binaları inşa edildiğini anımsatan Gül, "Ama maalesef bu tahmin biraz ters olmuş ve sizin en büyük nüfusunuz bugün İstanbul'da. İstanbul'daki Kastamonuluların bir şekilde Kastamonu ile ilişkisini tekrar kurmak gerekir. Bu yapılabilir. Bunu yapan bazı şehirlerimiz vardır" dedi.
Kastamonu'dan İstanbul'a yerleşenlerin memleketlerine hasret duyduklarını ve onlarla şehrin bağlantı kurması gerektiğine dikkati çeken Gül, kente yerleşmelerini istemelerinin bugün için mümkün olmadığını ancak bağlarını kurmak gerektiğini dile getirdi. Gül, sivil toplum örgütleri ve şehrin ileri gelenlerinin arasındaki uyum ve müşterek çalışmanın şehrin geleceğinin hazırlanmasına büyük etkisi olacağını vurgulayarak, Ilgaz'dan Havaalanına, İnebolu'nun bağlanması ve yolların bitmesi gibi şehrin büyük projelerini dinlediğini ve takipçisi olacağını ve kısa sürede biteceğine inandığını söyledi.
Kastamonu Valisi Erdoğan Bektaş ise yemekte yaptığı konuşmada, şehrin gelişmesini engelleyen ciddi dar boğazlar bulunduğunu ancak bunların yapılan alt yapı yatırımları ile aşıldığını kaydetti. Bektaş, yapılan zengin alt yapı yatırımının üzerine şehrin geleceğini inşa edeceklerini belirtti.
Muhabir: Yusuf Çelebi/ Eda Ünlü Özen
Yayıncı: Erdem Gültekin - KASTAMONU
Son Dakika › Güncel › Cumhurbaşkanı Gül, Kastamonu'da - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?