Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır? Abdest nasıl alınır? 10 Ocak hutbesi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır? Abdest nasıl alınır? 10 Ocak hutbesi

10.01.2020 03:00  Güncelleme: 13:45

İslam aleminde heyecanla beklenen bir zaman olan günlerin en değerlisi Cuma günü geldi! Duaların geri çevrilmediği bu mübarek günde, Cuma namazı için camilere akın edilir. Sokaklara taşan cemaat, imamın okuyacağı 10 Ocak Cuma hutbesi huşu içinde dinleyecek. Peki, Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır? İşte, Cuma hutbesi metni ve detaylar...

Bir Cuma gününe daha gelmenin sevinci ve heyecanı ile Cuma namazı vakti için hazırlıklara başlandı. İslam aleminin haftalık bayramı olan Cuma gününde, Müslümanlar camileri dolduracak ve hatta birçok yerde sokaklara taşacak. Diyanet tarafından hazırlanan 10 Ocak Cuma hutbesi konusu Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından belirlendi. Peki, Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır, kime farzdır, sünnetleri nelerdir? Abdest nasıl alınır? Cuma hutbesi metni ve Cuma namazı hakkında merak edilenler haberimizde.

CUMA NAMAZI NASIL KILINIR, KAÇ REKATTIR?

Cuma günü camide öğle namazı vaktinde cemaatle kılınır. Cuma namazı dört rekat ilk sünnet, iki rekat farz ve dört rekat son sünnet olmak üzere on rekattır. Önce ilk sünnet tıpkı öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Sünnetin ardından imam-hatip minbere çıkarak oturur. Müezzin, iç ezanı okur. Ezandan sonra imam-hatip kalkarak iki kısımdan oluşan hutbeyi okur. Hutbede cemaati dini konularda bilgilendirici ve yönlendirici konuşma yapar.

Hutbe okunduktan sonra imam-hatip minberden inerek cemaatin önüne geçer ve cemaate iki rekat Cuma namazı kıldırır. İmam-hatip, Cuma namazının farzına ve cemaate imam olmaya, cemaat de Cuma namazına niyet eder. Tıpkı cemaatle kılınan sabah namazı gibi iki rekat Cumanın farzı kılınır. Cuma namazında imam-hatip, Fatiha ve zamm-ı sûreyi sesli olarak okur.

Cuma namazının farzı kılındıktan sonra, cumanın son sünneti kılınır. Bu sünnet, öğlenin ilk sünneti gibi kılınır. Böylece Cuma namazı tamamlanmış olur.

CUMA NAMAZI KİMLERE FARZDIR?

Şu şartları taşıyan kişiye Cuma namazı kılmak farz olur:

1. Müslüman olmak,

2. Akıllı olmalı,

3. Ergenlik çağına gelmiş olmak,

4. Erkek olmak,

5. Hür ve serbest olmak,

6. Mukim olmak (misafir olmamak),

7. Sağlıklı olmak,

8. Kör olmamak,

9. Ayakları sağlam olmak.

ABDEST NASIL ALINIR?

Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı tarafında abdest nasıl alınır şöyle anlatılmış; Niyet ve besmele ile abdeste başlanıp önce eller bileklere kadar ve parmak araları da hilallenerek/ovuşturularak üç defa yıkanır. Varsa deri üzerindeki hamur, boya, sakız gibi maddeler temizlenir. Parmaktaki yüzük oynatılır. Misvak veya diş fırçası ile, bunlar yoksa sağ elin parmaklarıyla dişler temizlenir. Sağ el ile üç defa ağza, üç defa da burna su verilir. Üç kere yüz yıkanır. Sonra dirsekle birlikte sağ kol üç defa, sonra aynı şekilde sol kol üç defa yıkanır. Sağ el ıslatılarak avuç ve parmakların içiyle başın üstü bir defa mesh edilir. Bu şekilde başın dörtte birini mesh etmek yeterli ise de iki elle başın tamamının mesh edilmesi Malikî mezhebine göre farz, diğer mezheplere göre sünnettir. Eller yine ıslatılarak başparmakla kulağın dışı, şehadet parmağı veya serçe parmakla içi mesh edildikten sonra her iki elin arkasıyla boyun mesh edilir. Önce sağ, sonra sol ayak, parmak uçlarından başlanarak topuk ve aşık kemikleri de dâhil olmak üzere yıkanır. Parmak aralarının yıkanmasına özen gösterilir.

CUMA HUTBESİ METNİ

Diyanet'in sitesinde yayımlanan 3 Ocak Cuma Hutbesi metni şu şekilde:

PEYGAMBERİMİZİN DİLİNDEN DUALAR

Muhterem Müslümanlar!

Fani dünya hayatında, gün gelir nimete nail olur,

şükrederiz; gün gelir sıkıntıyla karşılaşır, sabrederiz.

Başarı ve mutluluğu olduğu gibi, keder ve meşakkati de

mümince karşılamaya gayret gösteririz. Bizler her

durumda imanımızı ve tevekkülümüzü artıran,

hayatımıza umut ve direnme gücü katan, eşsiz bir

nimete sahibiz. İşte o nimet, ibadetlerin özü olan

"dua"dır.

Dua, Allah'a içtenlikle yalvarıp yakarışımızdır.

O'nun eşsiz kudreti karşısında zayıflığımızı

itirafımızdır. O'nun lütfuna ve affına sığınma

çabamızdır. O'na kulluğumuzu arz edip, O'ndan yardım

istemektir.

Kıymetli Müminler!

Hutbeme başlarken okuduğum ayet-i kerimede

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: "Kullarım, beni sana

sorarlarsa, bilsinler ki, ben onlara çok yakınım.

Bana dua edince, dua edenin duasına karşılık

veririm. Şu halde kullarım benim davetime uysunlar

ve bana iman etsinler ki doğru yolu bulsunlar."

Allah Teâlâ'nın bir ismi de "el-Mücîb" yani

"dualara icabet eden"dir. Bize bizden daha yakın olan

Rabbimiz, gizli ya da açık bütün dualarımızı işiten,

bilen ve kabul edendir.

Değerli Müslümanlar!

Her davranışında Rabbine karşı duyduğu sevgi ve

sadakate şahit olduğumuz Allah Resûlü (s.a.s), dilinden

duayı eksik etmezdi. Gece gündüz, kalabalıkta ve

yalnızken, sevincinde, korkusunda, hüznünde, ahireti

düşündüğünde, evinde, minberde, yolculukta, velhasıl

her an ve her mekânda dua ederdi. Hayatı duayla ilmek

ilmek işlerdi. Bizlere nasıl dua edeceğimizi de o

öğretmişti.

Sabah olur, gün başlar, Peygamber Efendimiz

şöyle dua ederdi: "Allah'ım! Senin kudretinle sabaha

çıktık, senin kudretinle akşama gireriz. Senin

kudretinle yaşar, senin kudretinle ölürüz. En son

dönüşümüz de ancak sanadır."

Gün boyunca, her işinde Allah'ın rızasını gözeten

Resûl-i Ekrem (s.a.s), daima O'na dayanır, güvenir ve

"Allah'ım! Bana hayırlısını ver ve benim için en

hayırlısını seç." diye dua ederdi.

"Allah'ım! Bize dünyada iyilik ver, âhirette de iyilik

ver. Bizi cehennem azabından koru!"

şeklinde

niyazda bulunurdu.

Nihayet akşam olur, gün sona erer,

Peygamberimiz geceyi şu duayla karşılardı: "Ya

Rabbi! Bu gecede olanların ve sonrasında

olacakların hayrını senden dilerim. Bu gecede

olanların ve daha sonrasında olacakların şerrinden

de sana sığınırım." Resûl-i Zişan Efendimiz, yatacağı

zaman ise şöyle dua ederdi: "Sığınacak yeri ve

ihtiyacını giderecek kimsesi olmayan niceleri

varken; bizi yediren, içiren, ihtiyaçlarımızı gideren

ve bizi barındıran Allah'a hamdolsun."

Aziz Müminler!

Dua, dertlere deva bulmak, her türlü kötülükten

korunmak, görünür-görünmez musibetlerden uzak

olmak için kulun Rabbine ilticasıdır. Nitekim

Peygamber Efendimiz Rabbine şöyle sığınırdı:

"Allah'ım! Acizlikten, tembellikten, cimrilikten,

korkaklıktan, ihtiyarlıktan ve kabir azabından sana

sığınırım. Allah'ım! Nefsime takvayı nasip et ve onu

arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun

dostu ve velisi sensin. Allah'ım! Huşû duymayan

kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden

ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım."

Muhterem Müslümanlar!

Bir mümin, dualarının kabul olmadığı düşüncesine

asla kapılmamalıdır. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s), bir

hadisinde şöyle buyurur: "Sizden biriniz, 'dua ettim

de duam karşılık görmedi' deyip acele etmediği

müddetçe duası karşılık bulur."

Zira Yüce

Rabbimiz, bazen dualarımız vesilesiyle bizi sayısız

nimetlere erdirir. Bazen de üzerimizdeki bir musibeti

kaldırır. Kimi zaman günahlarımızı affeder. Kimi

zaman da istediğimizden daha hayırlısını bize ihsan

eder.

O halde, Rabbimize yürekten ettiğimiz duaların

mutlaka karşılık bulacağına inanalım. Duayla gelen

bereketten, huzurdan, güvenden mahrum kalmayalım.

Kendimize olduğu kadar, ailemize, sevdiklerimize,

mümin kardeşlerimize, mazlumlara dua etmeyi

unutmayalım. Anne babamızın, hastaların, yaşlıların ve

muhtaçların duasını almaya gayret edelim.

Hutbemi Peygamberimizin bir duasıyla

bitiriyorum:

"Allah'ım, senden hidayet, takva, iffet ve gönül

zenginliği istiyorum."

Son Dakika Soğuk Haber Cuma namazı nasıl kılınır, kaç rekattır? Abdest nasıl alınır? 10 Ocak hutbesi - Son Dakika


Advertisement