
1-ALİ TEZEL GÖZALTINA ALINDI
Ali ABLAY - İstanbul DHA - SOSYAL güvenlik uzmanı Ali Tezel gözaltına alındı. Tezel'in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen FETÖ soruşturması kapsamında attığı tweetler nedeniyle gözaltına alındığı öğrenildi.
İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından evinde gözatına alınan Ali Tezel'in emniyete götürüldüğü kaydedildi.
Görüntü Dökümü:
--------Arşiv13.01.2020 - 11.27 Haber Kodu : 200113068
================================
2- ARNAVUTKÖY'DE ORMANDA VAHŞET: BATTANİYEYE SARILI KADIN CESEDİ BULUNDU
- Mantar toplarken battaniyeye sarılı kadın cesedi buldular.
Haber-Kamera: Taylan ERGÜN/İSTANBUL DHA- ARNAVUTKÖY'de ormanda mantar toplamaya çıkan iki arkadaş battaniyeye sarılı bölümü toprağa gömülü halde kadın cesedi buldu. Polisin ilk incelemelerinde 35-40 yaşlarındaki kadının öldürüldükten sonra, bir battaniyeye sarılarak Arnavutköy'de ormanlık alana gömüldüğü tespit edildi.Arnavutköy İlçe Emniyet Müdürlüğü Devriye Ekipler Amirliğine bağlı ekipler Yunus Emre Mahallesi'nde devriye görevindeyken 2 kişi polis aracını durdurdu. Gençler, polislere ormanlık alanda mantar toplarken, kazılı bir alan gördüklerini ve bu alanı elleriyle eşeleyip biraz açtıklarını söyledi. Battaniyeden kötü bir koku geldiğini fark edince korktuklarını ve battaniyenin üzerini tekrar kapattıklarını ifade eden 2 genç kaçarak ormandan uzaklaştıklarını belirtti. Yaşadıkları mahalleye döndüklerinde durumu arkadaşları ile paylaştıklarını ve polise durumu anlatmaları yönünde fikir aldıklarını söyledi. Gençlerin tarif ettikleri yere giden polisler, koli bandı ile bantlanmış battaniye içinde bir kadın cesedi ile karşılaştı. Birkaç gün önce öldürülerek ormanlık alana gömüldüğü, kadının 35-40 yaş arasında olduğu ve başına aldığı bir darbe sonucu öldüğü tahmin ediliyor. Olay yeri inceleme ekipleri ve Cumhuriyet Savcısının incelemelerinin ardından talihsiz kadının cesedi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Kadının üstünden kimlik çıkmadığı öğrenildi.
Görüntü Dökümü: --------------Olay yerinden görüntüler-Görgü tanığı ile röp.-Adli Tıp Kurumu'ndan görüntü-Olay yerinden fotoğraf
13.01.2020 - 11.53 Haber Kodu : 200113081
===================================
3 - GAZİOSMANPAŞA'DA SOKAK ORTASINDA KADINI SOPAYLA DÖVDÜ
İstanbul DHAGaziosmanpaşa'da bir kişi, kadını sokak ortasında sopayla dövdü.Gaziosmanpaşa Küçükköy Yeni Mahallesi'ndeki olay geçtiğimiz günlerde meydana geldi. Çevredekiler tarafından cep telefonuyla görüntülenen kişi, elindeki sopayla kadına defalarca vurdu. Kadına bağıran saldırgana kimsenin müdahale etmemesi dikkat çekti. Görüntüler sosyal medyada paylaşıldı
Görüntü Dökümü: -------olayla ilgili görüntüler
13.01.2020 - 11.29 Haber Kodu : 200113069
========================
4- KAĞITHANE'DE SU TANKERİ DEVRİLDİ; 2 YARALI (1)
Ersan SAN/ KAĞITHANE'de İmrahor Caddesi'nde Şişli Belediyesine ait su tankeri devrildi. İhbar üzerine olay yerine sağlık, polis ve itfaiye ekipleri sevk edildi. Kazada ilk belirlemelere göre 2 kişi hafif şekilde yaralandı.
Görüntü Dökümü: ----------------Olay yerinden görüntüler
13.01.2020 - 11.08 Haber Kodu : 20011305813.01.2020 - 11.19 Haber Kodu : 200113061
====================
5- SULTANGAZİ'DE ELEKTRİK KABLOLARINDA PATLAMA
Emin YEŞİL - İstanbul DHA- SULTANGAZİ'de elektrik kablolarında patlama mahallede paniğe neden oldu.Sultangazi Zübeyde Hanım Mahallesi'ndeki bir elektrik trafosunda kablolarda henüz bilinmeyen nedenle patlamalar meydana geldi. Patlama nedeniyle sabah saatlerinde işe gitmek isteyen vatandaşlarda paniğe neden oldu. İhbar üzerine olay yerine gelen ekipler, elektrik akımını keserek olaya müdahale etti.
Görüntü Dökümü: --------Patlamalardan görüntüler
13.01.2020 - 12.04 Haber Kodu : 200113086
==================
6- KADIKÖY'DE POLİSİ VURAN HIRSIZLIK ŞÜPHELİLERİ KAMERADA
Buse PEHLİVAN/İSTANBUL KADIKÖY'de polisin hırsızlık çetesine düzenlediği operasyonda polise ateş açarak yaralayan şüphelinin de aralarında bulunduğu 5 kişi yakalandı. Şüpheliler çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Şüphelinin hırsızlık anları ve evlerine yapılan operasyon kameralara yansıdı.
POLİSLE ÇATIŞAN ŞÜPHELİLER BİR POLİS MEMURUNU YARALADIKadıköy Erenköy Mahallesi Azim Sokak'ta geçen salı günü saat 17.30 sıralarında beyaz renkli otomobille gelen 4 kişi hırsızlık için bir apartmana girmek üzereyken takipte olan polis ekiplerine yakalandı. Şüphelilerden biri polis memuruna ateş açarak yaraladı. Polise ateş açan hırsızlık şüphelileri ekiplerin çalışması sonucu yakalandı. Polis ekipleri yaptığı detaylı incelemeler sonucunda olaylara karıştığını tespit ettiği bir şüpheliyi daha adresine yaptığı operasyon sonucu yakaladı.
16 AYRI EVDEN HIRSIZLIK YAPMIŞLARGözaltına alınan şüphelilerin akşam 19.00 ve 22.00 saatleri arasında Kadıköy'de önceden tespit ettikleri lüks dairelerin kapı göbeklerini kırarak girdikleri öğrenildi. Hırsızlık şüphelilerin 16 ayrı eve bu yöntemle girerek çelik kasa çaldıkları belirtildi. Şüphelilerin 16 ayrı evden toplamda 2 milyon değerinde ziynet eşyası ve nakit para çaldıkları tespit edildi.Sorgulanan Sinan Y.(37)'nin 12 adet suç kaydı, Erdal B.(46)'nın 38 adet suç kaydı, Emrah E.(31)'in 40 adet suç kaydı, Sinan D.(31)'in 48 adet suç kaydı ve cinayet suçundan aranması olduğu, Kemalettin P.(33)'ün ise 45 adet suç kaydı olduğu öğrenildi. Şüpheliler şubedeki işlemlerinin ardından mahkemeye sevk edildi. Şüpheliler çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.Öte yandan şüphelilerin evlere maskeli olarak girdikleri anlar apartmanların güvenlik kameralarına yansıdı. Şüphelilerin kapı göbeklerini kırarak apartmana girdiği anlar görüntülerde yer aldı. Polis ekiplerinin bir şüphelinin evine yaptığı operasyon ve arama yaptığı anlar ise polis kameralarına yansıdı.
Görüntü Dökümü(Güvenlik kameraları)-Şüphelilerin apartmanlara maskeli olarak gelmesi-Maskeli şüphelilerin apartman kapı göbeklerini kırarak içeri girmesi-Şüphelilerin hırsızlığın ardından apartmandan çıkması(Polis kamerası)-Bir şüphelinin evine yapılan operasyon anı-Şüphelinin polis ekipleri tarafından evinin aranması(Aktüel)-Şüphelilerin şube çıkışı
13.01.2020 - 12.03 Haber Kodu : 200113084
============================
7- SANCAKTEPE'DEKİ İŞYERİNDEN HIRSIZLIK YAPAN ŞÜPHELİLER YAKALANDI
Ali ABLAY/İSTANBUL, SANCAKTEPE'de bir iş merkezideki 4 dükkandan hırsızlık yapan 2 şüpheli yakalandı.Sancaktepe, Abdurrahman Mahallesinde geçtiğimiz Salı günü bir iş merkezinde hırsızlık yapıldığı ihbarı üzerine polis ekipleri harekete geçti. Ekipler, bina içerisinde yüzleri maskeli 2 şüpheliyi suçüstü yakalayarak gözaltına aldı. Yakalanan Hakan Ş.(41) ve Ekrem A.(37)'nin üzerinde yapılan aramalarda 6 dizüstü bilgisayar, şarjlı matkap, bin 400 lira, 1 Dolar, kol saati, hard disk, flash bellek, 5 tornavida, makas, pense, bıçak, kargaburun, İngiliz anahtarı, yan keski ve alyan anahtarı ele geçirildi. Şüphelilerin bina içerisindeki 4 ayrı işyerinden hırsızlık yaptıkları belirlenirken, şüphelilerden Hakan Ş.'nin işyerinden hırsızlık ve mala zarar vermeden 2 suç kaydı olduğu öğrenildi. Ekrem A.'nın ise ruhsatsız silah bulundurma, işyerinden hırsızlık, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve gasp suçlarından toplam 6 suç kaydının olduğu belirtildi.Şüpheliler Sancaktepe İlçe Emniyet Müdürlüğü'ndeki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilirken, çıkartıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Görüntü Dökümü---Şüphelilerin adliyeye sevk edilmesi
13.01.2020 - 11.02 Haber Kodu : 200113057
============================
8- İSTANBUL'DA KAÇAK PURO OPERASYONU KAMERADA
Ali ABLAY/ İSTANBUL, İSTANBUL Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Şişli'de bulunan bir alışveriş merkezindeki dükkan ve depoya operasyon düzenledi. Gerçekleştirilen operasyonda 234 bin puro ele geçirilirken, 5 şüpheli gözaltına alındı. Operasyon anı polis kamerasına yansıdı.İstanbul Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Şişli'de bulunan bir alışveriş merkezindeki tütün ve tütün ürünleri satan bir dükkanda kaçak puro satışı yapıldığı ve aynı alışveriş merkezi içerisindeki parfüm dükkanında ve deposunda yüklü miktarda kaçak puro depolandığı bilgisine ulaştı. Bu bilgi üzerine harekete geçen kaçakçılık polisi, teknik ve fiziki takip başlattı. Polis ekipleri, kaçak yollarla getirilen ünlü puro markalarının kutuları üzerine TAPDK bandrolleri yapıştırıldığı ve bu bandrolleri elinde bulunduran şüphelilerin aynı bandrolleri defalarca kullandıkları, bu yöntemle 3 milyon liranın üzerinde vergi kaçırdıkları tespit edildi. Çalışmalarını tamamlayan polis ekipleri 10 Ocak günü alışveriş merkezindeki dükkan ve depoya operasyon düzenledi. Gerçekleştirilen operasyonda 5 şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, 234 bin kaçak puro, 11 bin 500 puro etiketi ve 3 bin puro stikeri ele geçirildi. Ele geçirilen puroların ise piyasa değerinin yaklaşık 5 milyon lira olduğu öğrenildi.Gözaltına alınan şüpheliler, Vatan Caddesi'ndeki Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü'ndeki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilirken, çıkartıldıkları mahkemece adli kontrol şartıyla serbest kaldı.
Görüntü Dökümü---------------Operasyon görüntüleriPuroların bulunmasıSergi görüntüleri
13.01.2020 - 11.57 Haber Kodu : 200113082
========================
9- AVCILAR'DA YIKILACAK CAMİDEKİ EŞYALAR YAPIMI SÜREN CAMİYE TAŞINDI
İhsan DÖRTKARDEŞ/ISTANBUL, - SİLİVRİ'de geçen 26 Eylül'de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki depremde bir minaresi devrilen, deprem yönetmeliğine uygun olmadığı saptanan ve geçen hafta kubbesindeki sac kaplamaları fırtınada uçan Avcılar'daki Hacı Ahmet Tükenmez Camii'ndeki bütün eşyalar, tamamlanmak üzere olan bir başka camiye taşındı.Hacı Ahmet Tükenmez Camii'nin yıkılması için başlatılan yasal prosedürün sonuna gelindi. İstanbul Müftülüğü, Silivri depremi ardından ibadete kapatılan caminin yıkım işlemlerinin hızlandırılması için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ile temasa geçti. D-100 karayolunun hemen yanında bulunan ve ilçe girişinde yer alan caminin yıkım işlemlerinde son aşamaya gelinirken, içindeki kullanılabilir halı, klima, avize, ses sistemi, mimber başta olmak üzere tüm eşyaların alınarak değerlendirilmesi için Avcılar Müftülüğü, harekete geçti. Avcılar Müftüsü Bekir Derin, yıkılması gündemde olan camideki bu malzeme ve eşyaların ilçede yapımı süren ve bir türlü bitirilemeyen Yeşilkent Mahallesi'ndeki 15 Temmuz Şehitler Camii'nde kullanılmasını önerdi. Müftülüğün de buna onay vermesi üzerine cami bütün gün süren çalışmalarla tahliye edildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden bazı görevlilerin de katıldığı tahliye çalışmalarını izleyen Avcılar Müftüsü Bekir Derin, "Son teknik raporlar Diyanet İşleri Başkanlığımıza iletilmişti. Yıkım için Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden yazıları bekliyoruz. İnşallah önümüzdeki günlerde yıkım kararı çıkacak ve yıkım işlemi gerçekleşecek" dedi.
YERİNE MUTLAKA YENİ CAMİ YAPILACAK"Müftü Derin, şöyle devam etti: "Önümüzdeki günlerde yıkım işlemi gerçekleşecek bu camimizde kullanılabilecek tüm malzemelerimizi yine ilçemizde Yeşilkent Mahallesi'nde inşaatı yıllardan bu yana devam eden, önümüzdeki günlerde ibarete açılacak 15 Temmuz Şehitler Camii'mizde kullanacağız. Buradaki halısından tutun, mimberi, kürsüsü ne varsa kullanılabilecek her şeyi oraya nakledeceğiz. İnşallah o camide bu emaneti oraya taşımış olacağız. Bu caminin yerine mutlaka yeni cami yapılacak. Çok büyük ihtiyaç var. Halkımız ciddi anlamda sıkıntı çekiyor. Geçici olarak bir konteyner koyduk. Caminin bulunduğu konum şehrin girişinde, metrobüs durağı, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa'nın yanında olması göz önünde alındığında çok yoğun ve hareketli bir nokta. Halkımız burada daha modern, daha büyük bir cami bekliyor."
Görüntü Dökümü: -----------------------Hacı Ahmet Tükenmez Camii'nin minaresi kesilerek alınırken (Drone-arşiv)-Hacı Ahmet Tükenmez Camii'nin fırtınadan uçan sac kurşun kaplamaları-Cami içerisindeki malzemeler taşınırken-Cami içerisindeki avizeler ve mimber'deki hilal taşınırken-Avcılar Müfütüsü Bekir Derin'in DHA'ya açıklaması-Taşımada kullanılan kamyon ve caminin görüntüleri-Bir vatandaş ile röportaj-Yeşilkent Mahallesi'nde yapımı süren 15 Temmuz Şehitler Camii'nin son hali
13.01.2020 - 11.43 Haber Kodu : 200113077
=====================
10- ADALAR'DAKİ FAYTONLAR İBB MECLİSİ'NDE
İstanbul DHA İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Ocak ayı meclis toplantısında Adalar'daki tescilli fayton plakalarının İBB tarafından satın alması teklifi görüşülecek.İBB'nin Ocak ayı meclis toplantısının ilki bugün Saraçhane'deki yerleşkede yapılacak. Toplantıda Adalar'da toplu taşımacılıkta kullanılan at ve araçlarıyla birlikte tescilli fayton plakalarının satın alınmasıyla ilgili Toplu Ulaşım Hizmetleri Müdürlüğü'nün teklifi görüşülecek. Görüşmenin ardından teklif, ilgili komisyona gönderilecek. Komisyon teklifi kabul ederse konu tekrar İBB meclisinde oylanarak karar verilecek.
=======================
11-MARMARA DENİZİ'NDE KİRLİLİK UYARISI... TÜM ARITMA TESİSLERİ "İLERİ BİYOLOJİK" OLMALI
"SULARIN YÜZDE 70'İ ARITILMIYOR"
Gülseli KENARLI - Ali AKSOYER - Harun UYANIK- Feridun AÇIKGÖZ - Buğra BENLİOĞLU/ İSTANBUL, MARMARA Denizi'ndeki kirlilik seviyesinin giderek arttığı belirtiliyor. Kirliliğin göstergelerinden biri de 25 Aralık'ta Caddebostan sahiline vuran kırmızı yosunlar oldu. Zeytinburnu açıklarında havadan yapılan çekimlerde de denizdeki kirlilik belirgin biçimde göze çarpıyor. Bütün bunlara bir de deniz trafiğinden kaynaklanan atıklar ekleniyor.
KİRLİLİĞE NEDEN OLAN FAKTÖRLERTürkiye'de en fazla nüfus yoğunluğu 24 milyon 465 bin 194 nüfus ile Marmara Bölgesinde. 24 milyonluk nüfusun 16 milyonu ise İstanbul'da yaşıyor. Bu yoğun nüfusun ise atıklarının çok büyük bir bölümü ise Marmara Denizi'ne akıyor. İstanbul'da 88 adet atık su arıtma tesisi bulunuyor. Bu tesisler günde 5 milyon 815 bin 910 metreküp su arıtması yapıyor. Ancak uzmanlar tesislerin tam kapasite ile çalışmadığını, suyu sadece süzülerek Marmara Denizi'ne verildiğini savunuyor. Çevre Mühendisleri Odası'nın raporuna göre İstanbul'da atık suyun sadece yüzde 70'i söz konusu işlemden geçiriliyor.Bütün bunlara ilave olarak da İstanbul Boğazı'nın trafiği de kirliliğe tuz biber oluyor. İstanbul Boğazı'nda her gün 150 uğraksız gemi, 23 tehlikeli yük taşıyan gemi geçişi ve yaklaşık 2 milyon insanın taşındığı 2 bin 500 adet bölgesel deniz trafik hareketi yaşanıyor. Bu taşıtların bazıları organik atıklarını Marmara Denizi'ne bırakıyor.
MARMARA DENİZİ SU KALİTESİ BAKIMINDAN ÇOK İYİ DEĞİLİstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Meriç Albay, "Marmara Denizi etrafında 23-24 milyon insanın yaşadığı çok büyük bir havza. Türkiye nüfusunun neredeyse yüzde 30'u bu havzada yaşıyor. Buradaki büyükşehirlerin hepsi Marmara Denizi'ni etkiliyor. Marmara Denizi'ni çok uzun zamanda çok kötü kullanmışız. Fabrikalar atıklarını denize vermişler, evsel atıklar, gemi trafiğini de katmak lazım. Yıllarca kirletmişiz ve bu etki maalesef hala devam ediyor. Bu etkiyi bir anda bertaraf etmek çok mümkün değil. Hala atıklarımızı kısmen de olsa denize atmaya devam ediyoruz. Marmara Denizi su kalitesi bakımından çok iyi değil. Özellikle İzmit Körfezi'ne doğru, özellikle Değirmendere'den itibaren su kalitesi göreceli olarak geçmiş yıllara oranla daha düzeldi ama hala kötü. Büyük başarılar olması için zaman geçmesi lazım ve arıtma tesislerinin çok iyi etkin çalışması lazım" dedi.
BİZ DENİZİ ŞU ANDA ATIK DEPOSU OLARAK GÖRÜYORUZAlbay, Marmara Denizi'nin kendi içinde bir dengesi olduğuna dikkat çekerek şöyle devam etti: "Eğer biz arıtma tesislerini etkin çalıştırırsak, gemiler etkin denetlenirse, fabrikalar atıklarını artık atmamaya başlarlarsa zaman içerisinde deniz mutlaka kendini yenileyecektir. Buna şans vermek lazım. Fakat şu anda baktığımızda özellikle dipte yaşayan canlılarda, özellikle midyelerde sıkıntı olduğunu görüyoruz, ağır metal birikmeleri oluyor. Bunlar zaman zaman kontrolsüz şekilde toplanıp piyasaya sürülürse halk sağlığı bakımında sıkıntı yaratması olası. Bunların ciddi bir şekilde bu havzada yaşayan insanlar tarafından anlaşılması lazım. Özetle şu anda su kalitesindeki sıkıntı etkin bir denetlemeyle, insanların sahiplenmesiyle, su yönetiminin etkin bir şekilde yapılmasıyla halledebiliriz. Dünyada bunu başaran onlarca ülke var, denizlerini koruyan, temizleyen. Sürdürülebilir hale getirebiliriz bunu ama biz denizi şu anda atık deposu olarak görüyoruz. Fabrikalar, evler, insanlar buna gözü gibi bakmıyorlar. Marmara Denizi iç denizimiz, bizim denizimiz, bize ait bir deniz. Dünyada kaç ülke böyle bir şeye sahip? Ama hor kullanmışız ve hor kullanmaya devam ediyoruz. Yıllardan beri bütün boruların ucunu Marmara Denizi'ne bağlamışız. Ciddi bir çalışma var ama bunu fırsata çeviren, hala arıtma tesisini çalıştırmayan, sisteme zarar vermeye çalışan yerler var. Bir an önce halkın sahiplenmesi ve kirleticilerden uzak bir Marmara Denizi'ni sağlamamız lazım."
15-20 YILDA MARMARA DENİZİ GERÇEKTEN PIRIL PIRIL OLABİLİRMeriç Albay, "15-20 yılda Marmara Denizi gerçekten pırıl pırıl olabilir, bunun olmaması için bir neden yok. Ama eğer biz etkin bir şekilde atıkları kontrol edemezsek, sadece gelişi güzel iki gemiye ceza yazarsak bu böyle çözülmez. Bunu bizim ciddi bir şekilde, modern tekniklerle, teknolojiyle takip edip, fabrikaya, gemiye, kim yapıyorsa bunu ceza vermek lazım. Halkı bilinçlendirmek eğitimle oluyor ama biraz da cezalarla oluyor. Değerlerimiz temiz akacak, gemilerden atık atmayacağız, fabrika atıkları verilmeyecek, evsel atıklarımızı atık tesislerinde arıtmadan denize bağlamayacağız. O zaman denizimiz 10-15 belki de 20 yılda pırıl pırıl olacak. Bunu yapabiliriz" dedi.
DENİZ İÇERİSİNDEKİ TEK HÜCRELİ CANLILAR HIZLA ÜREMEYE BAŞLIYOR VE OKSİJENİ TÜKETİYORLARÇevre Mühendisleri Odası üyesi Sedat Durel ise "Marmara Denizi dünyanın en hassas denizlerinde bir tanesidir. Yaklaşık 10 bin yıl önce bir göl olan Karadeniz, çeşitli taşmalar, suyun yükselmesi ve kırılmalarla Akdeniz ile Marmara'dan birleşiyor. Buradaki dengenin oturması de geçtiğimiz 3 bin yıl öncesine kadar ancak gelebiliyor. Şu haliyle çok yakın bir zamanda oluşmuş çok hassas bir dengeden bahsediyoruz. Bir taraftan Karadeniz'den besin yüklü sular Marmara'ya hücum ediyor ve Marmara'nın 25 metre altında oksijenin tükendiği hassas bir dengeyi yaratıyor, canlılığın da pek olmadığı bir seviyede yaşamış oluyor. Marmara Denizi'ne herhangi bir dönemde fazladan herhangi bir organik yüklemesi yaparsanız, bu durumda deniz içerisindeki tek hücreli canlılar hızla üremeye başlıyorlar, oksijeni tüketiyorlar. O yüzden kıyıya vuran yeşil, pembe, kırmızı renkteki canlılar yani algler oluyor. Bu canlılar da denizdeki oksijeni tamamen tüketmeye başlıyorlar. Bunun Marmara Denizi ekosistemine olumsuz bir etkisi oluyor" dedi.
MARMARA DENİZİ'Nİ GÖZ BEBEĞİMİZ GİBİ KORUMAMIZ LAZIMSedat Durel, "Bir bütün olarak Marmara Denizi'nin hassas bir ekosistemi var. Bu şekilde yaklaşılması lazım ve gözbebeğimiz gibi korumamız lazım. Tarih boyunca daima bu tür aksaklıkları çıkarmış olan bir yer. Eğer siz İstanbul'un atık sularını doğru bir arıtmadan geçirmezseniz ve bunu doğrudan Marmara'ya pompalarsanız, buradaki tek hücreli alg gibi canlıların atık sulardaki organikleri tüketirken denizin içerisindeki oksijeni de çekip almalarına sebep olur. Öldüklerinde de denizin üzerinde jel gibi bir yapı oluşturdukları için ayrıca yeniden oksijenin girmesini de engellerler" diye konuştu.
SULAR ARITILMIYORSedat Durel, "İstanbul'daki suların neredeyse çok büyük bir kısmı, ortalama yüzde 70 kadarı su hiç arıtmadan geçmiyor, diyebiliriz yani sadece ön arıtma denilen tesislerde yalnızca bir ızgaradan geçiyorlar, ondan sonra da Marmara'ya deşarj ediliyorlar. Bütün Kadıköy'ün, Beşiktaş'ın, Gaziosmanpaşa'nın, İstanbul'daki 20'den fazla ilçedeki atık suyu sadece bir süzgeçten geçirdiğinizi düşünün ve geri kalan bütün organik yüküyle ya da halk arasındaki deyimiyle pisliğiyle Marmara'ya atılıyorsa; zaten hassas olan dengesinin altüst olacağını söyleyebiliriz" dedi.
"MARMARA DENİZİ'NİN BÜTÜNÜN ÖLDÜRMEK İÇİN BİR ADIM ATMIŞ OLURSUNUZ"Sedat Durel, "Çanakkale Boğazı'nın ne olduğunu biliyoruz ama İstanbul Boğazı çok daha hassas bir noktada. Çünkü doğrudan Karadeniz'den gelen suyu içerisinde barındırıyor. Eğer siz İstanbul Boğazı ve İstanbul etrafında siz kirliliği arttırırsanız aslında kapalı yapısı olan bir şeyin, Marmara Denizi'nin bütününü öldürmek için bir adım atmış olursunuz. Zaten besin değeri, oksijen değeri yüksek olan su Karadeniz'den geliyor. Marmara'nın kuzeyi demek, çok kısa zamanda Marmara'nın tamamında olan bir problemi işaret etmek demek olur" diye konuştu.
BİR TANE İLERİ BİYOLOJİK ARITMA TESİSİ KURARAK BÖYLE BİR ŞEYLE BAŞA ÇIKMAZSINIZSedat Durel, "Bir kere İstanbul'daki tüm arıtma tesislerinin, ileri biyolojik arıtma tesisi haline getirilmesi gerekiyor. Bu çok önemli olan bir şey. Sadece bir tane ileri biyolojik arıtma tesisi kurarak böyle bir şeyle başa çıkmazsınız 16 milyonluk bir şehirde. Kadıköy'deki, Baltalımanı'ndaki, Yenikapı'daki tesislerin tamamının süzme değil bir arıtma tesisi olarak hayata geçmesi gerekiyor. ve çok sıkı bir denetimle bütün o havzaya endüstriyel deşarjların, kaçak deşarjların yapılmasının önüne geçmek gerekiyor. Eğer biz bunları yapabilirsek son dönemde olağan dışı gibi görünen ama belirli periyotlarda yaşanan lodos fırtınalarıyla birlikte bu problemlerin iyice patlamasının önüne geçmiş oluruz" dedi.
Görüntü Dökümü: -------------------Marmara Denizi'nim havadan görüntüleriAtık arıtma tesislerinin havadan görüntüleriMarmara ve İstanbul Boğazı'ndan görüntülerMuhabir anonsuSedat Durel ile röportajMeriç Albay ile röportajDetaylar
13.01.2020 - 10.03 Haber Kodu : 20011304013.01.2020 - 10.05 Haber Kodu : 200113042_13.01.2020 - 10.09 Haber Kodu : 20011304513.01.2020 - 10.20 Haber Kodu : 200113048
====================
12- TİCARET BAKANLIĞI İNCELEDİ... MERDİVEN ALTI BEBEK ÜRÜNLERİNDE KANSEROJEN MADDE UYARISI
- Merdiven altı olarak tabir edilen, markası ve etiketi bulunmayan ürünler tehlike saçıyor. Ürünler üzerinde denetim ve incelemeleri sürdüren Ticaret Bakanlığı, özellikle bebek ve çocuk ürünlerindeki aksesuarlarda tespit edilen kanserojen madde 'nikel' ile ilgili ebeveynleri uyarıyor. Bu kimyasal maddenin uzun süre tenle teması, çocukların sağlığını tehdit ediyor.
Haber: Semih ÇALIŞKAN - Kamera: Harun UYANIK - İSTANBUL, - Kaçak olarak merdiven altı üretilen ve zararlı maddeler barındıran ürünler çocuklar için tehlike saçıyor. Kıyafet, oyuncak, bebek ve çocuk ürünleri üzerinde yapılan denetimlerde pek çok kimyasal maddeye rastlanırken, bebek ve çocuk kıyafetlerindeki aksesuarlarda tespit edilen 'nikel' başı çekiyor. Kanserojen bir madde olan nikel daha çok düğme, çıtçıt ve fermuarlarda tespit edilirken, Ticaret Bakanlığı tenle teması halinde bu kimyasalın çocukların sağlığını tehdit ettiğinin altını çiziyor. Nikelle birlikte pek çok kimyasal madde tehlike oluştururken, bu konuda ebeveynlere büyük görevler düşüyor.
"KİMYASAL RİSK OLARAK NİKEL, KURŞUN VE KADMİYUMU SAYABİLİYORUZ"Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması, Piyasa Gözetimi ve Denetimi Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Meral Karaaslan, çocuk ürünlerinin tamamında detaylı denetim ve inceleme yapıldığını belirtti. Karaaslan, ürünlerde tespit edilen kimyasal maddelerle ilgili şunları söyledi: "Çocuk ürünleri dediğimiz zaman özellikle yelpaze çok geniş. Çocuk tekstili, çocuk ayakkabısı, yürüteçler, mama sandalyeleri, karyolalar, aklımıza gelebilecek her türlü ürün bizim denetimimiz altında. En fazla rastladığımız kimyasal risk olarak özellikle aksesuar grubunda yani bir bebek giysinde nikel, kurşun ve kadmiyumu sayabiliyoruz. Nikel düğmelerde olabiliyor. Özellikle alerjen bir malzeme. Çıtçıtlı bebek tulumlarında nikel ve kurşun kontrollerini gerçekleştiriyoruz. Bunun yanı sıra pah dediğimiz bir kimyasal var. Bunlar da yumuşak plastik ürünlerde örneğin, bir bisikletin tutamağında, tenis raketinde, spor malzemelerinde pah dediğimiz kimyasallar kullanılabiliyor. Oyun parklarının zeminlerinde de bu kimyasala rastlamamız söz konusu olabiliyor."
"MERDİVEN ALTI ÜRETİMDEN KAÇINILMALI""Nikel ve diğer kimyasalların hiçbirini gözle tespit etmemiz mümkün değil" diyen Meral Karaaslan, tespitin ancak laboratuvarlarda yapılabildiğini ifade ederek, "Tüketicilerimizin dikkat edeceği en önemli husus, merdiven altı üretimden kaçınmaları. Özellikle yerli üretimle ilgili şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye'de tekstil çok iyi bir durumda. Yerli ürün gruplarında kimyasal risklerimiz son derece az. Bu nedenle biz iç piyasada özellikle yurt dışından gelen ürünlere daha ağırlık veriyoruz. Bunlar da nikel, kadmiyum, kurşun testlerini gerçekleştiriyoruz. Tüketicilerimiz bizim 'Güvensiz Ürün Bilgi Sistemi' sayfamızı kontrol ederek bu bulmuş olduğumuz güvensiz ürünleri çok rahatlıkla görebilecekler. Bütün tüketicilerimize açık. Yaptığımız denetim sonuçlarını, ürünün resmi, modeli, markasını sistemizde ilan ediyoruz" şeklinde konuştu.
"NİKEL KANSEROJEN ETKİLERİ OLABİLEN BİR KİMYASAL""Özellikle tene direkt temas eden aksesuarlar bizim için riskli" diyen Karaaslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Örneğin üstteki bir çıtçıtta nikel çok fazla etki etmeyebiliyor ama tene direkt olarak değen bir çıtçıt veya pantolondaki fermuar, mutlaka bunlarda nikel alerjisi varsa, özellikle kadınlarda nikel alerjisinin çok daha fazla olduğu gözüküyor. Kız bebeklerde, onların giysilerinde biz çıtçıtlılara düğmelere özel bir öncelik veriyoruz. Nikel, alerjen bir malzeme. Ciltte kızarıklıklara, kaşıntılara neden olabiliyor. Daha uzun süreli boyutlarda ise çok daha ileri kanserojen etkileri olabilen bir kimyasal. Tüketicilerimiz kesinlikle merdiven altı, üzerinde herhangi bir üreticinin bilgisinin bulunmadığı ürünleri tercih etmemeli. Yerli üretimde bu tür kanserojen riskler son derece az. Yapılan bütün denetimlerde de ilk başlarda belki üreticilerimiz bu konuları dikkate almıyorlardı ama yapılan denetimler sonucunda nikelle ilgili sıkıntı en aza indirilmiş durumda."
"KANSEROJEN ARTIK HER ŞEYDE VAR"Çocuğu için alışveriş yaparken özen gösterdiğini ifade eden Pınar Kılıç, "Kalitesinin daha iyi olmasına bakıyoruz. Aslında düğmesine falan hiç dikkat etmemiştik. Fermuarlı ürünleri çocuklar koparabiliyor. Kanserojen artık her şeyde var. Yani ne kadar dikkat edersek edelim, ne kadar iyi markalardan alalım diyelim ama onlar da bir şekilde kullanıyorlar. Elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Pazarda 10 liraya ne kadar da ucuzmuş alalım diyorlar. Onun nasıl üretildiğine bakmak lazım" şeklinde konuştu.
"HER ŞEYE BAKMAK ZORUNDAYIZ ÇOCUKLARIMIZ İÇİN"Tülin Meral, "Belli markalar var aldığımız. Akıyor mu diye rengine de bakıyoruz. Akıyorsa mağazaya geri götürüyoruz. Merdiven altı ürünleri zaten almıyoruz. Pazardan almamaya çalışıyoruz. Kırtasiye ürünleri de aynı şekilde. Belli olan markaları alıyoruz. Her şeye bakmak zorundayız çocuklarımız için" ifadelerini kullandı. Yıldırım Çelik, ise "Çocuğumuzun sağlığı için her şeye dikkat ediyoruz. Kaliteli şeyler almaya çalışıyoruz. Ben kendi çocuğumuza merdiven altı ürünlerden almıyorum" dedi.
Görüntü Dökümü: ------------------------Ticaret Bakanlığı Daire Başkanı Meral Karaaslan ile röportaj-Ebeveynlerle röportajlar-Muhabir anonsu(Semih Çalışkan)-Çocuk ürünlerinden detay görüntüler-Kıyafetteki düğmeden görüntü -Çocuklardan detaylar-Detay görüntü
13.01.2020 - 09.51 Haber Kodu : 200113032
=============================
13- FIRTINADA EN ÇOK MERAK EDİLEN SORUNUN CEVABI
- Düşen tabela, uçan çatıdan kaynaklı zarardan bina sahibi sorumluDevrilen ağaçtan belediyeden tazminat istemek mümkün
Müge YARIMBATMAN - Mertcan ÖZTÜRK/ İSTANBUL, İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi (İBB), geçtiğimiz günlerde iki gün etkili olan fırtına sonucunda 108 çatı uçtuğunu ve 128 ağaç devrildiğini açıkladı. Fırtına ve bazen de tedbirsizlik sonucu düşen tabelalar, uçan çatılar ve devrilen ağaçlar can kaybına, yaralanmalara ve maddi zararlara yol açıyor. Tazminat hukuku konusunda kitapları ve çalışmaları bulunan Çelik Ahmet Çelik, fırtına nedeniyle yaşanan çatı uçması ya da levha düşmesi gibi olayların sonuçlarından, bina ve yapı sahiplerinin sorumlu olduğunu söyledi. Çelik, "Yoldaki ağaç devrildiğinde, mesela belediyeye ait ağaçlar devrilmişse kusursuz sorumluluklar hükümlerine göre belediyenin hiçbir önlem alma yükümlülüğü yok ama kişileri korumasız bırakamayız. Bu yüzden de belediyeden bir tazminat istemek mümkündür" dedi.
"TABELADIR DEYİP BİR ŞEY OLMAZ DİYORLAR AMA İNSANLAR ÖLEBİLİRLER"Geçen yıl 16 Ocak'ta, Esenler Oruç Reis Mahallesi'nde kendisinin ve dedesinin üzerine bir börekçinin tabelası düşen Samet Kaş, "Dedemle beraber hasta ziyaretine giderken, sokağa girince tabela birden üstümüze düştü, ben düşer düşmez bayılmışım. İki ambulans gelip dedemle beni götürmüş. Kafama 13 dikiş atıldı. Dedemin de kalçasında kırıklar meydana geldi. Bu kırıklar da idrar yollarını kopardı, 6-7 ay dedem yatalak kaldı. Tabelayla kepenk sadece bir çiviye monte edilmişti. Daha sonra oraya gittiğimde, orayı sıvayla kapatmışlardı. İhmal hat safhada, isteseydiler tabelayı daha çok sabitleyebilirlerdi" dedi. Son günlerde etkili olan şiddetli rüzgardan dolayı tedirgin olduğunu belirten Kaş, "Rüzgardan dolayı bir şey düşecek diye ister istemez korkuyor insan. Yolda yürürken de gözüm ister istemez yukarıya gidiyor. Hala korkularım var bu konuda. Kepenktir, tabeladır deyip bir şey olmaz diyorlar ama insanlar ölebilirler. Bunun için önlem almalılar" dedi.
"İŞÇİLER ÇATININ ALTINDA KALMAKTAN SANİYELERLE KURTULDULAR"Bahçelievler'de, 7 Ocak'ta şiddetli rüzgar nedeniyle çatısı uçan iş merkezinde tekstil firması işleten İbrahim Çevik ise, "Çatı işçilerin ve arabaların üzerine düşecekti. İşçiler saniyeyle kurtuldular altından. Saat 5,5 sıralarıydı, biz oturuyorduk içeride. İki kişi dışarıda iş faaliyetini yürütüyordu. Yüksek bir gürültü gelince 'Herhalde deprem oluyor' dedim. Tam ayaklandık, çatı düşmesi gerçekleşti. Allah'tan can kaybı yok, tek tesellimiz o" dedi. Olayın yaşandığı gece çatıdan sarkan bazı parçaların kaldırılmadığını belirten Çevik, "Biz olaydan sonra tedbirimizi aldık, kapımızı kapattık. İş yerinin ikinci kapısı var. Giriş çıkış oradan sağlandı ama bilmeyen bir insan, mesela bir çocuk buradan geçmeye kalksaydı facia yaşanabilirdi. Daha tedbirli olunmalı, iş güvenliği daha yüksek olmalı" diye konuştu.
"BİNA SAHİBİNİN TAZMİNAT ÖDEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ VARDIR"Tazminat hukukuna ilişkin kitapları bulunan Çelik Ahmet Çelik, fırtına nedeniyle yaşanan çatı uçması ya da levha düşmesi gibi olayların sonuçlarından, bina ve yapı sahiplerinin sorumlu olduğunu söyledi. Bu olaylarda bina sahiplerinin tazminat ödeme yükümlülüğünün olduğunu belirten Çelik, "Bir fırtınanın şiddeti önceden belirlenmiş ve önlenemez bir durumda olsa dahi, bina ve yapı eserleri sahipleri sorumluluktan kurtulamıyor. Buna kusursuz sorumluluk, sebep sorumluluğu deniyor. Örneğin bir binanın çatısından düşen kiremit, herhangi bir levha ya da balkondan düşen saksı, yoldan geçen birinin üzerine düşüp onun yaralanmasına veya ölümüne neden olmuşsa, burada fırtınadan dolayı bina sahiplerinin doğrudan kusur sorumluluğu olmamakla birlikte, zarar gören kişiye bina sahiplerinin tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır" dedi.
"REKLAM PANOSUNU ASTIRAN BİNA SAHİPLERİNİN SORUMLULUĞU OLUYOR"İlan ve reklam panolarının yerinden kopup düşmesi olaylarında da bina sahiplerinin sorumlu olduğunu söyleyen Çelik, "Reklam sahipleri, panoyu oraya iyi monte edememekten dolayı kusurlu sorumlu olsa da onlarla sözleşme yaparak binanın cephesine o levhayı, o ilan panosunu astırmış olan bina sahipleri de kusursuz sorumluluk hükümlerine göre sorumlu oluyorlar. Bina sahipleri zarar görenin tazminatını ödemişlerse reklam şirketinden ödedikleri tazminatı geri isteme hakları var" diye konuştu.
"YOLDAKİ AĞAÇ DEVRİLMİŞSE BELEDİYEDEN TAZMİNAT İSTEMEK MÜMKÜN"Çelik ağaçların devrilmesi sonucu oluşan zararlarla ilgiliyse, "Yoldaki ağaç devrildiğinde, mesela belediyeye ait ağaçlar devrilmişse kusursuz sorumluluklar hükümlerine göre belediyenin hiçbir önlem alma yükümlülüğü yok ama kişileri korumasız bırakamayız. Bu yüzden de belediyeden bir tazminat istemek mümkündür" dedi.
ZAMANAŞIMI YOKBelirsiz alacak davalarının zaman aşımına uğramadığını söyleyen Çelik, "Ölüm ve bedensel zararlarda kişilerin can kayıpları söz konusudur. Mesela herhangi bir kişinin üzerine pano düşmüş ve o kişi belirli bir oranda maluliyete uğramışsa bir maddi tazminat, ayrıca manevi tazminat isteyebilir. Kişi ölmüşse ölenin yakınları, destekten yoksun kalma tazminatı ve ayrıca manevi tazminat isteyebilirler. Bu gibi davalarda bir kere dava açıldıktan sonra bu davaların ne kadar uzarsa uzasın zaman aşımına uğraması söz konusu değildir" diye konuştu. Çelik, "Bina ve yapılardan dolayı zorunlu sigorta yükümlülüğü söz konusu değil. Ama bazı bina sahipleri belki özel sigorta yaptırmışlardır. Bu özel sigortadan kendileri, zarar görene bilgi vermek suretiyle yararlanmasını sağlayabilirler" şeklinde konuştu.
Görüntü Dökümü: ------------------------Küçükçekmece'deli reklam panosundan görüntü-Samet Kaş ile röportaj -Samet Kaş üzerine düşen tabeladan ARŞİV götüntü-Bahçelievler'deki işletmeden tabela görüntüsü-Yenibosna'da çatısı uçan iş merkezinin güvenlik kamerası ve olay yeri ARŞİVİ-İbrahim Çevik ile röportaj -Çatı düşen işletmeden ve hasarlardan görüntü -Küçükçekmece standa düşen reklam panosundan görüntü-Muhabir anonsu -Düşen tabelalardan ARŞİV olay yeri ve güvenlik kamerası görüntüsü-Ahmet Çelik ile röportaj -Devrilen ağaçtan ARŞİV olay yeri ve güvenlik kamerası görüntüsü-Uçan çatıdan ARŞİV görüntü 13.01.2020 -09.57 Haber Kodu : 200113035 =========================
14- ŞEHRİN ORTASINDAKİ TARİHİ MAÇKA MEZARLIĞININ DURUMU İÇLER ACISI
Haber: Semih ÇALIŞKAN - Ömer HASAR - İSTANBUL, - ŞİŞLİ'de bulunan ve geçmişi Osmanlı dönemine dayanan tarihi Maçka Mezarlığı'nda bazı mezarlar kazılmış, mezar taşları kırılmış veya yerinden sökülmüş durumda. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)'nin sorumluluk alanında bulunan tarihi mezarlıktaki duruma çevre sakinleri tepki gösterdi.Şişli'de bulunan ve geçmişi Osmanlı dönemine dayanan tarihi Maçka Mezarlığı'nın bugünkü durumu içler acısı. İBB'nin sorumluk alanında bulunan kapısında kilit bulunmayan, isteyen herkesin rahatlıkla girebildiği tarihi mezarlıkta çoğu mezar taşı kırılmış veya yerinden sökülmüş durumda. Her yerinde çöp bulunan ve ateş yakılan mezarlıkta, bazı mezarların da kazıldığı görülüyor. Maçka Mezarlığı'na son defin işleminin 1935 yılında yapıldığı biliniyor. Bu tarihten sonra mezarlığa defin yapılmamış. Mezarlık zamanla unutulmaya yüz tutmuş. Çevrede yaşayanlar ve mezarlığın içler acısını halini görenler yetkililerin bir an önce adım atması gerektiğini ifade ediyor.
"TARİHİMİZE BÜYÜK BİR ACI VERİYORLAR" Şişli'de yaşayan ve her gün mezarlığın önünden geçtiğini ifade eden İbrahim Ekdial yetkililere çağrıda bulundu. Ekdial, "Mezarlıklar aslında insanlarla birlikte, hele Maçka gibi bir ortamda, şehrin içinde olduğunda çok daha önem kazanıyor. Bunlar bizim tarihimizle birlikte korumamız gereken yerler. Bu olaylar sadece dini gözle değil, sosyolojik olarak insanın geçmişiyle olan bağını gösteren varlıklar. Bu yüzden mezarlıklara daha büyük özen göstermek durumundayız. Hangi dine ait olursa olsun, bu topraklarda yaşamış olan insanların varlığını ancak öyle hissedebiliyoruz. Elbette bu mezarlıkta çoğu zaman dışarıda kalan insanlar burayı bir barınak gibi kullanabiliyor. Belediyeler başta olmak üzere dikkat edilmesi gerekiyor. En çok da temizliğe dikkat edilmeli. Mezar taşlarına yapılan her türlü kötü muamele, bunları sökmeleri, kazmaları acı verici bir şey. Tarihimize büyük bir acı veriyorlar. Olması gereken bakım ve onarımın her ay düzenli şekilde belediyeler tarafından kontrol edilmesi, buraların aslında yaşayan yerler olduğunun dikkate alınmasıdır" şeklinde konuştu.
Görüntü Dökümü ------------------------Maçka Mezarlığı'ndan görüntüler-Mezar taşlarından görüntüler-Vatandaş röportajı -Muhabir anonsu (Semih Çalışkan)
-Detay görüntüler
13.01.2020 - 09.51Haber Kodu : 200113031
Son Dakika › Güncel › DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 2 - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.