
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis Genel Kurulu'ndaki konuşmasında hükümetin yeni yasama yılında TBMM gündemine getirmeyi planladığı "yargı reformu'na destek verdi. Gül yargı reformunun kim tarafından üretilirse üretilsin partizanca yaklaşımlardan uzak bir şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini belirterek "Yargı reformu partiler tarafından ve toplumun tüm kesimlerinde özgürce ve sağlıklı bir şekilde tartışılmalı ama partizanca yaklaşımların konusu olmamalıdır" dedi. Gül, konum ve sıfatı ne olursa olsun hiç kimsenin hukuk dışına çıkamayacağını, hukuk devletinde keyfiliğe yer olmadığını ifade ederek ''Devletin, bir yüzeyde görünen bir de derin ve görünmeyen yüzü olamaz. Devletin tek yüzü hukuktur. Hiç kimse ve hiçbir grup kendini devletin yetkili organlarının yerine koyarak tasarrufta bulunamaz, eylem yapamaz" diye konuştu.
Gül Meclis Genel Kurulu'nda demokratik açılımın yanı sıra isim vermeden Ergenekon davası, hukuk ve yargı reformuna ilişkin tartışmalar, AB'ye üyelik süreci, ABD'nin yeni yönetimi, küresel ekonomik kriz gibi konularda da değerlendirmelerde bulundu. Hukuk devletinin insanlığın en değerli kazanımlarından biri olduğunu belirten Gül, hukukun üstün olduğu yerde keyfiliğe yer olmadığını söyledi. Devletin ve milletin bekası, laik demokratik cumhuriyetin hukuk devleti niteliğinin pekiştirilmesiyle yakından ilintili olduğunu kaydeden Gül, "Konum ve sıfatı ne olursa olsun, hiç kimse hiçbir nedenle hukukun dışına çıkamaz. Devletin bekası veya ulusal çıkar gibi kavramlar da hukuksuzluğu ve keyfiliği haklılaştırmak için kullanılamaz. Hiç kimse, devleti ve rejimi korumak bahanesiyle hukuk dışına çıkamaz. Devleti ve rejimi koruma bahanesiyle hukuk dışı yollara başvurmak, devletin güvenliği ve rejim için en büyük tehlikedir. Geçmişte bu alanda yaşanmış bazı yanlışlıkların faturasını bugün hepimiz ödüyoruz. Devletin bir yüzeyde görünen bir de derin ve görünmeyen yüzü olamaz. Devletin tek yüzü hukuktur. Hiç kimse ve hiçbir grup kendini devletin yetkili organlarının yerine koyarak tasarrufta bulunamaz, eylem yapamaz" diye konuştu.
-"YARGI REFORMU GÜNLÜK SİYASİ POLEMİKLERE KURBAN EDİLMEMELİ"-
Hukuk devletinin olmazsa olmaz şartının, bağımsız ve tarafsız yargı olduğunu, anayasanın yargı bağımsızlığını güvence altına aldığını ifade eden Gül, bütün kurum ve kuruluşların, gerçek ve tüzel kişilerin buna uygun davranması, adaletin tecelli etmesini engelleyecek tutum ve davranışlardan kaçınması gerektiğini kaydetti. Türkiye'nin çağdaş standartları yakalama konusunda ivmesini artıracak yargı reformu çalışmalarının sağlıklı bir müzakere ile devam etmesi ve bu çabaların bir an önce sonuçlanması gerektiğini de kaydeden Gül, "Yargı reformu, günlük siyasi polemiklere kurban edilmemelidir. Yargı reformu, daha güçlü ve daha gelişmiş bir yargı sistemine, dolayısıyla daha iyi işleyen bir devlet sistemine kavuşmamız açısından büyük önem taşımaktadır. Milletimizin hak ettiği yüksek standartların kısır tartışmalar içine sokulmaması gerekir. Yargı reformunun kim tarafından üretilirse üretilsin, partizanca yaklaşımlardan uzak bir şekilde, çağdaş standartlar temel alınarak yüksek bir sorumluluk bilinciyle gerçekleştirilmesi gerekir. Yargı reformu partiler tarafından ve toplumun tüm kesimlerinde özgürce ve sağlıklı bir şekilde tartışılmalı, ama partizanca yaklaşımların konusu olmamalıdır" dedi.
-"HİÇ KİMSE SUÇLULUĞU MAHKEME KARARIYLA SABİT OLUNCAYA KADAR SUÇLU İLAN EDİLEMEZ"-
Hukuk devletinin, bireyin temel hak ve hürriyetlerinin güvenceye alındığı devlet olduğunu da ifade eden Gül, bu haklardan birinin de masumiyet karinesi olduğunu hatırlattı. Gül, suçluluğu mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar hiç kimsenin suçlu ilan edilemeyeceğini belirterek şöyle konuştu:
"Anayasamızın 15. maddesi uyarınca olağanüstü hal, sıkıyönetim, hatta savaş durumunda dahi ihlal edilemeyecek olan bu hakkın, yaşadığımız olağan dönemde sıkça ihlal ediliyor olması üzücüdür. Bu konuda tüm kesimlere, özellikle medyamıza büyük bir sorumluluk düşmektedir. Kişilerin mahkeme salonlarında herhangi bir karar verilmeden önce yazılı veya görsel medyada yargılanıp mahkum edilmeleri hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Devlet hayatının her alanında, usul yasalarına özellikle dikkat edilmesini tavsiye ediyorum."
-"BASİRETSİZ AVRUPALI POLİTİKACILARIN CAN SIKICI"-
AB'ye üyelik süreciyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Gül, bu konuda TBMM'ye yeni yasama yılında da çok önemli işler düştüğünü ifade etti. İktidarı ve muhalefetiyle tüm partilerin Meclis içinde işbirliğini daha çok geliştirilmesini tavsiye eden Gül, "Başkalarının
bizi raydan çıkartmak için zaman zaman sabrımızı zorlayan yaklaşımlarını kaydetmeli ama bu nedenle çabalarımızı azaltmamalıyız. Türkiye dışarıdan gelen rahatsız edici seslere bu anlamda kulağını tıkamalı ve geçen sene de bu kürsüden ifade ettiğim gibi, gerekirse kendi kendine kalsa bile fasılları açıp kapama iradesini canlı ve taze tutmalıdır. Burada esas hedefin Türkiye'nin her alanda dünyadaki en yüksek standartlara kavuşması olduğunu unutmamalıyız. Bu yolda, milletimiz o standartlara layık olduğu için bu çabayı gösteriyoruz" diye konuştu.
TBMM'nin, AB ile ilgili yasal düzenlemeleri, ayrıcalıklı bir yaklaşımla ele alması ve özel çalışma usulleri oluşturması gerektiğini belirten Gül, ''Türkiye güçlü bir iradeye sahip olursa, basiretsiz bazı Avrupalı politikacıların can sıkıcı yaklaşımlarının hiç dikkate alınması gerekmeyen teferruat olduğu herkes tarafından görülecektir" dedi.
-TÜRK-ERMENİ İLİŞKİLERİ GİBİ KRONİK SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ
Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyada güven, istikrar ve barışın teminatı olarak görüldüğünü kaydeden Gül, "Komşu ülkelerle iyi ilişkilerin geliştirilmesi, Orta Doğu, Balkanlar, Kafkasya ve Güneydoğu Asya'da yaşanan sorunların çözümünde aranan ve güvenilir bir arabulucu olarak kabul görmesi, Türk-Ermeni ilişkileri gibi kronik sorunların çözümüne yönelik siyasi inisiyatifin elden bırakılmaması, Kıbrıs meselesinde çözüm temelli aktif politikalar izlenmesi, Türkiye'nin dünya sahnesinde giderek daha görünür hale gelen ve giderek daha işlevselleşen öz güveninin işaretleridir. Türkiye, bütün bu alanlarda kendi ulusal ilkelerinden taviz vermeden barış ve istikrar adına inisiyatif almayı sürdürmelidir, yapıcı bir şekilde dünya sistemine katkıda bulunma misyonunu güçlendirmelidir."diye konuştu. Türkiye'nin üstlendiği bütün uluslar arası görevlerde, milli menfaatlerini koruması gerektiğine de işaret eden Gül, ABD'deki Obama yönetimiyle de "yenilenmiş bir anlayışla karşılıklı saygı ve eşitliğe dayalı işbirliğinin güçlenerek devam ettiğini" söyledi. Türkiye'nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki geçici üyeliğini hem milli menfaatleri hem de bölgede istikrarın inşası için en verimli şekilde kullanması gerektiğini belirten Gül, Kıbrıs sorunu konusunda ise şunları söyledi:
"Milli davamız olan Kıbrıs meselesinde, yerleşik BM parametreleri olan iki kesimlilik, siyasi eşitlik ve iki kurucu devleti haiz yeni bir ortaklık temelinde, BM Genel Sekreterinin iyi niyet misyonu çerçevesinde Ada'da liderler arasında kapsamlı müzakereler geçtiğimiz Eylül ayından itibaren devam etmektedir. Yürütülen müzakerelerde bu yıl sonuna kadar adil ve kalıcı bir barışa erişilmesi bölgede barış ve istikrarın tesisi açısından çok önemlidir.
Burada tüm dünyaya şunu hatırlatmak isterim: Kıbrıs'ta mevcut statükoya dayalı denklem ilanihaye devam edemez. Mevcut fırsat penceresi sonsuza kadar açık kalmayacaktır. Kıbrıs Türkleri'nin uluslararası toplumun kenarına itilmesine ve tecrit altında tutulmasına devam edilemeyeceği bilinmelidir."
-ENERJİ POLİTİKASI-
Enerji sorununun dış politikanın ayrılmaz bir parçası olduğunu, önümüzdeki dönemde daha çok önem verilmesi gerektiğini belirten Gül,''Büyük savaşların, büyük kararların ve büyük stratejilerin ekseni olan enerji bölgelerinin çok yakınında bulunuyoruz'' dedi. Gül, enerji meselesinin, boru hatları ve geçiş güvenliğine indirgenemeyeceğini, Türkiye'nin enerji üretim merkezlerinde güçlü şirketleriyle de yerini alması gerektiğini kaydetti.
-"ÜNİVERSİTE HÜR DÜŞÜNCENİN KALESİDİR"-
Gül konuşmasında eğitimi de değerlendirdi. Eğitimdeki bölgesel farkların bir an önce kapatılması gerektiğine işaret eden Gül, eğitim sisteminin, yetenek, başarı ve fırsat eşitliğini öne çıkarması, her türlü eşitsizliği dışlaması gerektiğini söyledi. Gül, "Okullarda verilen eğitim güçlendirilmeli ve herkesin eşit eğitim imkanlarından faydalanması sağlanmalıdır. Özellikle kadın erkek eşitliğinin sağlanması ve kızlarımızın eğitimi ayrı bir önem arz etmektedir. Son yıllarda kızlarımızın eğitimine gösterilen özenin artarak devam etmesini temenni ediyorum" dedi.
Üniversitelerin hür düşüncenin kalesi olduğunu, her türlü görüşün tartışılabildiği bir kurum olarak varolageldiğini belirten "Bundan dolayı, üniversiteler, farklı kimliklerle barış ve diyalog içinde bir arada yaşama kültürünü öğrencilerine yaşatırlar. Sayıları artan ve ülkemizin artık her tarafında bulunan üniversiteler, inanıyorum ki, birlik duygumuzu güçlendireceği gibi farklılıklara olan hoşgörüyü de yaygınlaştıracaktır" dedi.
Gül, yeni kurulan üniversitelere aktarılacak kaynakların güçlü olması konusunda, Hükümetin özellikle dikkatini çekmek istediğini söyleyerek, yeni kurulan üniversitelerin ne kadar güçlü kaynaklarla işe başlarlarsa o kadar sağlam altyapıya sahip olacaklarını ifade etti.
-HÜKÜMETE EKONOMİ UYARISI-
Küresel ekonomik krizin tüm dünyayı olduğu gibi Türkiye'yi de sarstığını ifade eden Gül, şunları söyledi:
G-20 platformunun, küresel krizle mücadele kapsamındaki çalışmalara stratejik yön verilmesi açısından önemli bir görevi yerine getirdiğini söyledi. Türkiye'nin söz konusu platformda yer alarak yapılan çalışmalara son derece önemli katkı sağladığını memnuniyetle gözlemlediğine işaret eden Gül, "Unutmayalım ki ekonomi yönetimindeki gevşeklik, büyük gayretlerle elde edilen başarıları kolayca eritebilmektedir. Demokratik hayatın bir gerçeği olarak, zaman zaman yönetimlerin popülist baskılar altında kalabildiği bir vakıadır. Halkımızın uzun vadeli çıkar ve refahı için doğru stratejiler kararlılıkla uygulanabilmelidir. Bu bağlamda, kamu dengelerindeki iyileşmeyi kalıcı kılmak amacıyla 'mali kural' uygulamasına geçilmesi de elde edilecek kazanımların önümüzdeki dönemlerde sürdürülmesine katkıda bulunacaktır. Mali kural uygulamasını önemsiyor ve destekliyorum. Türkiye'nin öngörülebilir bir ülke olması, planlı-programlı hareket etmesi ve güven unsurunu pekiştirmesi bakımından mali kural uygulaması önemli bir kazanım olacaktır." (ANKA)
(EG/BÜN)
Son Dakika › Güncel › 'Devletin Tek Yüzü Hukuktur' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.