Berlin seçim anketinde Sol Parti yüzde 22 ile önde, Eralp en güçlü aday görünüyor

Berlin, pazar günü eyalet parlamentosu ve yeni hükümeti belirlemek için sandık başına gidiyor. ZDF anketine göre Sol Parti yüzde 22 ile önde; Türkiye kökenli aday Elif Eralp, eyalet başbakanlığı için en güçlü aday ve seçilirse ilk kez göçmen kökenli siyasetçi bu görevi üstlenecek.
Almanya'nın başkenti Berlin, pazar günü eyalet parlamentosunu ve yeni hükümeti belirlemek üzere sandık başına gidiyor.Anketler, Sol Parti adayı Türkiye kökenli Elif Eralp'in yarışta önde olduğunu ve Berlin Eyalet Başbakanlığı için en güçlü aday haline geldiğini gösteriyor.ZDF televizyonunun son anketinde Sol Parti yüzde 22 ile zirvedeki yerini korurken, Başbakan Friedrich Merz'in partisi Hristiyan Demokratlar (CDU) yüzde 20 ile ikinci sırada bulunuyor.Geçen seçime göre oy oranını iki kat artırarak yüzde 18'ye ulaşan aşırı sağcı AfD, üçüncü sırada.Yüzde 15 ile dördüncü sırada yer alan Yeşiller'i, şu anda CDU ile koalisyonda olan merkez soldaki Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 12 ile takip ediyor.Sol popülist BSW'nin oy oranı yüzde 4 civarında görülürken, parlamentoya girmek için gerekli yüzde 5 barajını aşıp aşamayacağı belirsizliğini koruyor.Perşembe günü yapılan bir anket, seçmenin yüzde 23'ünün kararsız olduğuna işaret ediyor.Merz'e son darbeyi indirebilirBerlin'deki seçim her ne kadar bir eyalet seçimi olsa da sonuçları başbakan ve aynı zamanda CDU'nun genel başkanı olan Friedrich Merz'in siyasi geleceğini etkileyebilecek nitelikte.CDU'nun, 6 Eylül'de AfD karşısında Saksonya Anhalt'ta aldığı ağır yenilgi, Merz'in başbakanlık koltuğunu .20 Eylül'de bir diğer eyalet seçiminin yapılacağı Mecklenburg-Vorpommern'de de anketler CDU'nun yüzde 6 ile tarihinin en kötü sonucunu alacağını gösteriyor.CDU'nun uzun yıllardır yönettiği Berlin'de hükümeti kaybetmesi, Başbakan Merz üzerinde istifa baskısını daha da artacak.Eralp'in galibiyeti Berlin'de hangi ilklere yol açar?Hem eyalet hem de başkent statüsündeki Berlin'de "Hükümet Eden Belediye Başkanı" unvanını taşıyan makama Eralp'in seçilmesi halinde, kent tarihinde ilk kez göçmen kökenli bir siyasetçi bu görevi üstlenecek.Olası bir seçim zaferi, Sol Parti açısından da önemli bir dönüm noktası olacak. Bugüne kadar hep Hristiyan Demokrat ya da Sosyal Demokrat başbakanların yönettiği Berlin'de, ilk kez sosyalist bir parti yeni koalisyon hükümetini kurmaya hak kazanacak.Sol Parti "Doğu Almanya'nın mirası" olarak tanımlanan, demokratik sosyalist hatta kimilerine göre de aşırı sol, sol popülist bir parti.Merkez sağ ve sol partilerinin kan kaybettiği, aşırı sağcı AfD'nin Almanya'nın en güçlü siyasi partisi haline geldiği bir dönemde, siyaset yelpazesinin sol ucunda yer alan Sol Parti'nin göçmen kökenli adayı Eralp'in oy oranlarını bu denli arttırmayı nasıl başardığı büyük merak uyandırıyor.'AfD'ye verilecek yanıt benim'
45 yaşındaki Eralp hayat hikayesiyle olduğu kadar, insan hakları alanında verdiği mücadelelerle de tanınıyor.Eralp seçim kampanyasında Berlin'de kapı kapı dolaştıklarını, AfD'ye oy veren seçmenlerle de görüştüklerini anlatırken, aslında vatandaşların gerçek gündeminin ekonomik sorunlar olduğunu ancak merkezdeki partilerin hatalı politikalarının, seçmenleri AfD'nin kollarına ittiğini söylüyor.AfD'nin gerçekleri çarpıtarak ekonomik sorunların sorumlusu olarak göçmenleri gösterdiğini, ancak hiçbir zaman sorunları gerçek çözüm önerileri getirmediğini aktaran Eralp, kendilerinin ise yüksek kiralar, hayat pahalılığı gibi konularda sosyal adalet taleplerini gündeme taşıdıklarını, iktidara gelmeleri durumunda da sorunları çözeceklerini savunuyor."Berlin'de göçmen kökenli bir siyasetçi olarak benim seçilmem, göçmenleri hedef alan AfD'ye karşı verilecek bir yanıt da olacaktır" diyen Eralp, Sol Parti'nin Berlin'de iktidara gelmesinin, Almanya genelinde son aylarda esen aşırı sağ rüzgarını tersine çevireceğini vurguluyor.Türkiye'deki 80 darbesinden kaçan sosyalist ailenin kızıEvli ve iki çocuk annesi Elif Eralp, 1980 darbesinde sonra Türkiye'den kaçan ve Almanya'ya iltica eden sosyalist bir ailenin kızı.Sol Partili siyasetçinin, doktor ve sendikacı olan babası ile fabrikalarda kadın işçileri örgütlediği için birkaç hafta süreyle hapis yatan annesi, darbeden sonra ani bir kararla Türkiye'den kaçarak Almanya'ya sığınıyor.Eralp, annesinin Almanya'ya ayak bastığında kendisine hamile olduğunu, kısa bir süre sonra da Münih'te dünyaya geldiğini, küçük yaşlardan itibaren göçmenlerin yaşadıkları zorlukları ve korkuları birebir yaşadığını anlatıyor."Annem geçenlerde hatırlattı, çocukken ona 'Türkiye'den geldiğimiz için bizi de mi öldürecekler şimdi?' diye sormuşum" sözleriyle, günümüzde aşırı sağın yeniden güçlenmesinden duyulan korkuları çok iyi anladığını ifade eden Eralp sözlerini şöyle sürdürüyor: "Ebeveynlerimin hayatı ve yaşadıklarımız, kim olduğumu, hukuk okumamı ve siyasete girmemi derinden şekillendirdi. Çünkü çok fazla adaletsizliğe tanık oldum ve bu nedenle siyasete girdim."Eralp, Zohran Mamdani'yi mi örnek aldı?Astronomik kiralara, dev emlak şirketlerine savaş açması, bu şirketleri kamulaştırmayı vadetmesi, sosyal adalet taleplerini güçlü bir şekilde dile getirmesi, Filistinliler ile dayanışma eylemlerine destek vermesi, kendisinin sıklıkla ABD'nin göçmen kökenli sosyalist siyasetçisi olan New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'ye benzetilmesini de beraberinde getiriyor.Seçim kampanyasını "Berlin'i herkes için yaşanabilir bir kent haline getireceğim" sloganıyla yürüten Elif Eralp, tıpkı Mamdani gibi seçim kampanyasını kapı kapı dolaşarak, seçmenle doğrudan temas kurarak yürüttü.
Eralp, Mamdani'nin başarısından dersler çıkardıklarını gizlemiyor."Kapitalizmin kalbi sayılan New York'ta bir demokratik sosyalistin elde ettiği başarı, büyük bir başarıdır. Mamdani, tüm sol partiler ve sol hareketler için çok önemli bir rol modeldir" diyen Eralp, "Birbirimizden öğrenmeye çalışıyoruz" sözleriyle de Mamdani'nin ekibiyle irtibat halinde olduklarını açıklıyor.'Babamın oy kullanma hakkı olmaması kabul edilemez'AB ülkelerinin büyük bölümünde göçmenler yerel seçimlerde oy verme hakkına sahip. Almanya'da ise AB üyesi ülkelerin vatandaşları dışındakilere bu hak tanınmıyor.Oysa Almanya'da yaşayan yabancı ülke vatandaşlarının yüzde 60'ı, AB üyesi ülkelerin vatandaşı değil; en büyük grubu da Türk vatandaşları oluşturuyor."40 yılı aşkın süredir Almanya'da yaşayan babamın oy kullanma hakkı yok. Bu kabul edilemez" diyen Eralp, Berlin'de aylardır yürüttüğü seçim kampanyası esnasında kapısını çaldığı her iki evden birinde oy verme hakkına sahip olmayan bir ailenin yaşadığına işaret ederek, bunun demokrasi açığı olduğunu söylüyor.Beş yıldan uzun süredir Almanya'da yaşayan her bireye hem yerel hem eyalet, hem de genel seçimlerde oy verme hakkının tanınması gerektiğini savunan Eralp, ülkede yaşayan herkesin, yaşamlarını etkileyecek siyasi karar alma süreçlerine katılımının demokrasi ve adaletin bir gereği olduğunu vurguluyor.Bunun önünü açacak Anayasa değişikliği için de Berlin parlamentosunda çoğunluğu sağlamak için mücadele etme sözü verdi.Gazze ve İsrail tartışmaları için 'çifte standart' eleştirisiSeçim kampanyasının son günlerinde Elif Eralp, partisine yöneltilen antisemitizm suçlamaları nedeniyle zor anlar yaşadı.Hatta partisinin Berlin'deki bir seçim etkinliğinde rapçi Dahabflex'in "İsrail ordusuna ölüm" çağrısının yer aldığı bir şarkı seslendirirken, parti yetkililerin hiç müdahale etmemiş olması geniş yankı buldu."Yahudi yaşamının korunmasını açıkça destekliyor ve her türlü antisemitizme karşı çıkıyorum" sözleriyle seçim etkinliğinde yaşananları kınayan Eralp, kendisinin en temel önceliğinin Berlinlilerin dertlerine çare bulmak ve hayatlarını iyileştirmek olduğunu, istisnasız herkesin kendisini güvende hissetmesi gerektiğini ve bunun hem Yahudiler hem Müslümanlar, hem de Filistinlileri kapsadığını söyledi.Almanya'da Gazze'ye ilişkin tartışmaları "çifte standart" diye eleştiren Sol Partili siyasetçi, "Rusya ve Putin söz konusu olduğunda haklı olarak insan hakları ve uluslararası hukuka vurgu yapılıyor, ancak İsrail söz konusu olduğunda bu yapılmıyor" dedi.Sol Parti'nin hem Filistin'in hem İsrail'in var olma hakkını desteklediğini söyleyen Eralp "Aşırı sağcı İsrail hükümetini eleştirmenin antisemitizm olmadığını, bir gereklilik olduğunu" savunuyor.Eralp ayrıca "İsrail Başbakanı Netanyahu ile Uluslararası Adalet Divanı'nda soykırım suçlamasıyla yargılanan aşırı sağcı İsrail hükümetinin de bu konuda hesap vermesi gerektiğini" belirtiyor.Eralp seçimi kazansa da işi zorSol Parti'nin seçimlerden birinci parti çıkması, Eralp'in eyalet başbakanlığını üstlenmesi için yeterli değil.Anketler, hiçbir partinin tek başıra iktidara gelebilecek sandalye sayısına ulaşamayacağını gösteriyor.Mevcut tablo Sol Parti'nin en az iki koalisyon ortağına ihtiyacı olacağını gösteriyor. Burada öne çıkan alternatif Sol Parti liderliğinde, SPD ve Yeşiller tarafından üçlü bir koalisyon kurulması.Seçimlerde Stefan Evers'in liste başı adayı olduğu CDU'nun sürpriz yapıp yarışı ilk sırada tamamlaması durumunda ise gözler bu kez Hristiyan Demokratların liderliğinde üçlü bir koalisyon alternatifine çevrilecek.CDU daha önce parti organlarında aldığı karar uyarınca, yalnızca AfD ile değil, Sol Parti ile de koalisyona prensip olarak karşı çıkıyor.Bu durumda ağırlık kazanan alternatif, CDU ile SPD ve Yeşiller tarafından kurulabilecek üçlü koalisyon.Dolaysıyla SPD ve Yeşiller, nasıl bir koalisyon hükümeti kurulacağında belirleyeci olacak.SPD'nin adayı Steffen Krach, seçim kampanyası süresince tercihlerinin CDU mu yoksa Sol Parti mi olacağı konusunda soruları yanıtsız bırakırken, önce seçim sonuçlarını görmek istediklerini söylemişti.Ancak SPD'nin, Eralp'in konut şirketlerini kamulaştırma vaadi nedeniyle Sol Parti ile bir koalisyon yerine, CDU ile bir koalisyonu tercih edebileceği konuşuluyor.Berlin'de ilk kez 16-17 yaşındaki gençler de oy kullanacakBu arada yaklaşık 3 milyon 700 bin nüfuslu Berlin'deki eyalet seçimlerinde 2 milyon 500 bin seçmen oyunu kullanacak. 2023 yılında Berlin Anayasası'nda yapılan değişiklikle oy kullanma hakkı 18'den 16'ya düşürüldü.Aşırı sağcı AfD'nin karşı çıktığı bu değişikliğe CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti gençlerin siyasi karar alma süreçlerini katılımını daha erken yaşlarda sağlayarak demokrasiyi güçlendirmek hedefiyle destek vermişti.Bu değişiklik, 16-18 yaş aralığındaki yaklaşık 55 bin 400 gence sandığa giderek oyunu kullanma fırsatı sağladı.
Sizin düşünceleriniz neler ?